Dernekçilik’ten

Bireyselliğin son bulduğu, sivil toplum kuruluşlarının öncülüğünde toplumun bir araya geldiği ortamlardır dernekler.
Gelişen dünya düzeni içerisinde insanlar, hayatlarını idame edebilmek için göç yollarını zorlar yeri geldiğinde.Yaşadıkları çevrede yeterli iş imkanları ve yaşam şartları oluşmadığında yeni arayışlara yönelir.
Bu arayışların son bulduğu,yaşamını idame edebileceğine karar verdiği yeri kendisi için yurt, vatan olarak seçer.Bu seçimi yaptığı zaman o çevrede bir yabancı,bir el,bir yaddır.Tıpkı kendisinden önce o çevreyi yurt ,vatan bilenler gibi.
Taşradan iş umuduyla ,aş umuduyla çıkanların büyük şehirlerde sığınacağı ilk liman ya bir tanığı ,ya da akrabasıdır.
Büyük şehirlerin karmaşası ve yaşamı zorlar oluşu, insanların bir arada ve var oluşun pençesinde hayatı sorgularcasına birbirlerini arayıp bulmaları dertlerine, sıkıntılarına, mutluluklarına ve sevinçlerine ortak olmaları bir süre sonra insanları toplumsal örgütlenmeye meyillendiriyor.
Taşrada geleceğe dair umut bulamayan insanlar, büyük şehirlerde hayatlarını idame edebilmek ve kendi yağları ile kavrulma çabasındadırlar.Tıpkı bizim yöremizde olduğu gibi.
Yıllar yılı göç veren bir bölgenin yetiştirdiği insanlardır Andırın insanı.Torosların saklı vadisinde sıkışmış olan bir bölgenin de adıdır Andırın.Anadolu’nun uçsuz bucaksız ovalarından kalkıp göç eden insanlar gibi Andırın insanı da geleceğini aramak adına terk-i diyar eylemiştir.
Andırın,yer yüzü şekilleri ele alındığında, hayatı zorlayacak doğal yapısı itibari ile yöre halkının tek kurtuluş olarak gördüğü eğitime önem verilmesine neden olur.Biliriz ki Andırın insanı, tek umudun eğitimde olduğunu doğduğu gün anlar.
Yetişmesinde ve yetiştirilmesinde Andırının değerleri vardır hayatının her evresinde.
Yanımızda yöremizde bulunanların bir şekilde ya görevi gereği, ya da işi gereği büyük şehirlere gittiğine şahit oluruz.Bu durum yöremizin aslında göç verdiğine bir işarettir.Bu göçü verirken hem kültürel anlamda bir yokluğa,hem de var olan insan yapımızın değişimine ivme kazandırmış oluyoruz.
Bizlerin yetişme ve yetiştirilmesi esnasında çevremizin bizlerin üzerinde bıraktığı etkiler büyük şehirlere ulaştığımızda sancılı bekleyişlere dönüşüyor.
Bu sancılı bekleyişlerin son bulduğu an ya bir hemşehrimizin sıcak eli omzumuzdadır veya bir tanıdıkla rastlaşmışızdır.
Bu durumların neticesidir ki sosyal iletişim ve paylaşımların hızla yaygınlaştığı bir süreçte bizler Andırınlılar olarak üzerimize düşeni en iyi şekilde yerine getirmeliyiz.
Bunun da öngörüsü dernekleşmeden geçmektedir.
Dernekçilik bir gönül işidir.Bir özveri gerektirir.Eğer ki içinizde özveri ve gönüllülük yoksa dernekçilik sizleri zorlar.
O yüzden önce dernekçiliği benimseyip özümsememiz gerekir.Bizler büyük şehirlerin karmaşasında dost sıcaklığında muhabbetler edebilmek ,birlikte ağlayıp, birlikte gülebilmek adına dernekçiliği ve dernekleşmeyi becerebilmemiz gerekmektedir.
Yıllar yılı evvel İstanbulda temeli atılan bu dernekleşme birlikte var olabilme süreci ne yazık ki istenmeyen nedenlerle askıya alınmış,yeni ve yeniden yapılanma sürecine kadar bekleyiş devam etmiştir.
İkibinli yılların geçiş döneminde büyük şehirlerdeki iletişim kopuklukları ve hayat şartları hemşehriler arasındaki dayanışmayı zorlaştırmış ve güç kılmıştır.
Lakin son yıllarda özellikle Andırınlılar olarak Adana ,Ankara ve İstanbul başta olmak üzere dernekleşme ve aktif olarak birlikteliklerin yapılanması hususunda iyi bir ivme yakalanmıştır. Bu durum gelecek nesillerimize gönüllü dernekçilik anlayışını benimsetme ve memleketimize dönüşün esas alındığı, değerlerin yaşatılması adına dernekleşmenin şart olduğu gözler önüne serilmiştir.
Bu süreçte mutlak suretle engeller oluşmakla birlikte özveri güven ve gönüllülük esasına göre hareket edilerek hemşehriler arasında dayanışmanın ve güç birliğinin oluşumu sağlanmış olacaktır.
Andırın insanı özünde var olan vefa duygusu ve duygusal bağının getirisi olarak Andırına olan borcunu dernekleşerek memleketinin yok olmaya yüz tutmuş kültürel ,sosyal ve doğal değerlerinin yaşatılması adına bir var oluş mücadelesine girişmiştir.
Andırın biliciyle, var gücümüzle, geleceğimizin daha emin ellerde ve öngörüsü yüksek bireyler olarak topluma katılımını sağlamak üzere dernekleşme sürecinde her daim birbirimize destek verip omuz omuza Andırın için diye yola çıkabilmeliyiz.
Bu süreç biraz zorlu süreçtir.Elbette sıkıntılar olacaktır.Fakat iyi bir alt yapı ve hemşehri dayanışması ile aşılamayacak sorun yoktur.
Bu tür oluşumlarda Andırınlılar olarak bizler her daim elimizden gelen desteği vereceğimizden eminim.
Bunun içindir ki diyoruz;

VER ELİNİ ANDIRIN , VER ELİNİ ANDIRINLI


ERARENG
10.04.2008
İSTANBUL