KÜRESEL ISINMA
İnsanların çeşitli faaliyetleri sonucunda atmosfere verilen gazların sera etkisi yaratması ile dünya yüzeyinde sıcaklığın artmasına küresel ısınma denir.





Birleşmiş Milletler “İklimi Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi”nde iklim değişikliği; “Karşılaştırılabilir bir zaman diliminde gözlenen doğal iklim değişkenlikleri ile doğrudan ya da dolaylı olarak küresel atmosferin doğal yapısını bazen insan etkinlikleri sonucunda iklimde oluşan değişiklerin bütünü” olarak tanımlanmıştır.
Sera gazları olarak adlandırılan karbon dioksit (CO2), metan (CH4), diazotmonoksit (N2O), kloroflorokarbonlar (CFCs) gibi gazlar güneş ve yer radyasyonunu tutarak, atmosferin ısınmasında başlıca etken oluştururlar. Fosil yakıtların yakılması, ormansızlaşma, hızlı nüfus artışı, toplumlardaki tüketim eğiliminin artması gibi nedenlerle CO2’in atmosferdeki konsantrasyonu Sanayi Devrimi öncesine göre %25 daha fazladır ve her yıl %0,5 oranında artmaktadır.
Bilim çevreleri, atmosferde biriken sera gazı emisyonlarının azaltılmasına yönelik hiçbir tedbir alınmadığı taktirde, bu yüzyıl sonunda iklim değişikliği nedeniyle dünya sıcaklık ortalamasının 2 derece artacağını öngörmektedirler.Küresel ısınma ve iklim değişimi birbirini tetiklemektedir. Buna bağlı olarak meydana gelebilecek felaketler zincirinin: Buzulların erimesi, Deniz suyu seviyesinin 60cm kadar yükselmesi, taşkınlar, kıyı kesimlerde toprak kaybı, temiz su kaynaklarının denize karışması ve su sorunu, yüksek sıcaklık artışıyla görülen aşırı buharlaşma ve kuraklık, yangınlar, göl ve ırmak sularında %20’lik azalma, bu değişikliklere dayanamayan bitki ve hayvan türlerinin yok olması ya da azalması, bazı bölgelerde aşırı ısınma nedeniyle virüs türlerinde değişiklik olması ve salgın hastalıkların gelişmesi, oluşacak göç dalgasıyla yerel ve global ölçekte taşıma kapasitesinin aşılması ve bunun sonucunda sorunların yaygınlaşması şeklinde seyredeceği ileri sürülmektedir. İnsanların çeşitli faaliyetlerinin küresel ısınmaya katkısı şöyledir:
· Enerji kullanımı %49, · Endüstrileşme %24, · Ormansızlaşma %14,· Tarım %13'tür.
IPPC’nin Değerlendirme Raporlarına, WMO’nun 2003 yılında basılan 952 sayılı küresel ısınmaya bağlı yayınına ve diğer bazı kaynaklara göre, 1860 yılından günümüze kadar iklimde gözlenen önemli küresel değişiklikler aşağıdaki şekilde özetlenebilir.

  • Dünyanın değişik bölgelerinde atmosfer davranışı ile fauna ve floradaki değişikler iklimde olan değişmenin en büyük kanıtıdır.
    Meteorolojik gözlemlere göre yeryüzü ve troposfer ısınmış stratosfer ise soğumuştur.
    Günlük maksimum ve minimum sıcaklıklarda bir artış olmuştur. Ancak ortalama minimumlardaki artış daha fazladır.
    Eski iklim kayıtlarına göre, 20.yüzyılda görülen ısınmanın süresi ve değeri, son 1000 yılın herhangi bir döneminde görülenden daha fazladır.
    20.yüzyıl 1000 yılın en sıcak yüzyılıdır. 1990’lı yıllar en sıcak 10 yıl,1998 en sıcak yıl, 2001 ise, ikinci en sıcak yıldır.
    Küresel, yıllık ortalama sıcaklık 1990 yılından 1998 yılına kadar yaklaşık 0,7˚C artmıştır.
    Küresel yıllık ve mevsimlik ortalama sıcaklıklar 1979-1998 döneminde bundan önceki herhangi bir dönemdekinden daha hızlı bir biçimde artmıştır.
    20.yüzyılın başından beri Kuzey Yarım Küre’nin Doğu Asya dışındaki, orta ve yüksek enlemlerinde geniş karalar üzerindeki bulut kapalılığı %2 oranında artmıştır. Buna paralel olarak da buralarda yağışlarda hızlı bir artış olmuştur.
  • Geniş karalar üzerinde küresel boyutta daha fazla bir ısınma gözlenmiştir.
Son yıllarda Dünyanın bazı bölgelerinde daha çok hissedilen ve belirlenen iklim değişikliği özellikle de sıcaklık artışı, birçok fizik ve sistemleri etkilemiştir.Bunun önemli sonuçlarını aşağıdaki şekilde özetlemek mümkündür
  • Orta enlemler yüksek enlemlere doğru genişlemektedir.
    Bazı bitki ve hayvanların sayısı azalmıştır.
    Yeryüzü ve troposferdeki sıcaklık artışı nedeniyle kar ve buz örtüleri alansal ve hacimsel olarak azalmıştır.
    Nehirlerde ve göllerde geç donma, erken çözülme gözlenirken, buzullarda bir gerileme görülmüştür.
    Geçen 30 yıl içinde dünyanın farklı bölgelerinde olağanüstü hava olayları yaşanmıştır.
    Küresel boyutta geçen 10 yıl boyunca atmosfer kökenli afetlerin sayısı iki kat artmıştır.
    Birçok tropikal hastalık yüksek enlemlere ve kutuplara doğru yayılmış, salgın hastalıklarda gelişen teknolojiye rağmen bir artış olmuştur.
    1861 yılından beri yapılan sıcaklık ölçümlerine göre, 1998 yılından sonra en sıcak yıl olan 2001 yılında 2371 kişi yaşamını yitirmiş, 13 milyar ABD doları ekonomik kayıp olmuştur.
    Sıcak kuşağın kutuplara doğru kayması sonucunda mevcut ekosistemler kendilerini yeni koşullara uydurmak durumunda kalacak, belki de birçok canlı türü yok olacaktır.
    Yağış rejiminde değişikliğin görüldüğü yerler ile yağışın şiddetinde ve miktarında artış görülen yerlerde sel, çığ, kütle hareketleri gibi daha birçok doğal afetin sayısında ve şiddetinde büyük artış olacaktır.
    Uzun süreli yağış azlığı nedeniyle, dünyanın birçok bölgesinde daha etkili kuraklık ve çölleşme gibi iklim kökenli doğal afetler yaşanacaktır.
  • Deniz seviyesinde olabilecek yükselmeler nedeniyle, dünya nüfusunun büyük bir bölümünün yaşandığı alçak kıyı ovaları ile deltalar sular altında kalacaktır.
Yine deniz seviyesinde görülecek yükselmeden dolayı biyolojik çeşitlilik büyük zarar görecektir. Çünkü kıyı alanları biyolojik çeşitliliğin en fazla görüldüğü yerlerdir.
  • Bazı bölgelerde yaygın olarak yaşanacak daha sıcak, nemli ve yağışlı iklim koşulları, zararlı mikroorganizmaların üremesine ve çoğalmasına neden olacaktır.
    Daha sık yaşanacak ekstrem sıcaklıklar (sıcak dalgaları, soğuk baskıları) insanlar başta olmak üzere bütün canlıların yaşamını olumsuz yönde etkileyecektir.
    Küresel sıcaklıktaki (kara ve deniz yüzey sıcaklığı) artış bölgeler arasındaki oluşacak büyük sıcaklık farkları Tropikal ve Orta kuşak fırtınaları ile orajların sıklığını ve şiddetlerini arttıracak etki alanlarını değiştirecektir.
    Kuzey ve Güney ülkeleri arasındaki ekonomik uçurum daha derinleşecek, yoksul ülkeler daha da yoksullaşacaktır. Bunun sonucunda doğal kaynaklar fazla kullanılacak ve oluşacak doğal afetler daha çok can ve mal kaybına neden olacaktır.
.Yine yukarıdaki açıklamalardan da anlaşılacağı gibi, IPCC’nin senaryolarından başka, bazı atmosferik iklim modelleri de, gelecekte görülebilecek iklim üzerinde değişik sonuçlara varmaktadır. Bunların birçoğu Doğu Akdeniz Havzasını ve Türkiye’yi de içine alan suptropikal kuşağın büyük bir bölümünde, özellikle kış yağışlarının azalacağını göstermektedir.İklimde doğal ve/veya beşerî nedenlere bağlı olarak olabilecek değişmeler; fizikî çevrenin bozulmasına, birçok ekosistemin yok olmasına, deniz seviyesinin yükselmesine ve ekstrem hava olaylarının görülmesine neden olacaktır. Bunun sonucunda başta insanlar olmak üzere bütün canlılar, yeni iklim koşullarına uymakta zorlanacak, belki de canlıların önemli bir kısmı yok olacaktır.
NTV-MSNBC NAİROBİ - BM şemsiyesinde faaliyet gösteren Intergovernmental Panel on Climate Change, Şubat ayında açıklayacağı kapsamlı küresel ısınma raporunun satırbaşlarını Nairobi’de yapılan BM çevre konferansında açıkladı. Raporda, küresel sıcaklığın artması, buzulların erimesi ve deniz seviyelerinin yükseldiğine vurgu yapıldı. Intergovernmental Panel on Climate Change, dünya çapında 2.000 bilim insanını bir araya getiriyor. Kendi konularında uzman bu araştırmacılar, karbondioksit ve diğer sera gazı salınımından buzul erimesine kadar birçok konuda araştırma ve ölçüm yapıyor. Bu raporlar birleştirilerek genel yargıların oluşması sağlanıyor Birleşmiş Milletler’in Kenya’nın başkenti Nairobi’de düzenlediği konferansta, Kyoto sonrası için alınacak önlemler tartışılırken Intergovernmental Panel on Climate Change Başkanı Hintli bilim insanı Rajendra K. Pachauri de bir konuşma yaptı. Pachauri, 2012 sonrası için çeşitli kota ve süre tanımları getirdi, BM’nin rolüne vurgu yaptı ve diğer tüm uzmanlar gibi ABD’nin iştirak etmediği herhangi bir çevre programının başarıya ulaşmayacağını savunuyor. Pachauri, dünyanın en büyük iki sera gazı üretici ABD ve Çin’in de uluslararası kota uygulamalarına mutlaka girmesi gerektiği görüşünde.



Küresel Isınma ve Türkiye
Daha önce de açıklandığı gibi, küresel boyutta olabilecek bir sıcaklık artışına bağlı olarak, iklimde önemli değişmeler olacaktır. Bu değişmenin sonuçları kara ve deniz buzullarının erimesi, deniz seviyesinin yükselmesi, iklim kuşaklarının sınırlarının değişmesi, ekstrem meteorolojik olayların ve bunlara bağlı doğal afetlerin artması şeklinde görülecektir.
Bu olaylar bölgesel ve zamansal olarak çok değişik biçimde ortaya çıkacaktır. Örneğin, dünyanın bazı bölgelerinde görülen kasırgalar, kuvvetli yağışlar ile bunlara bağlı olarak oluşan seller ve taşkınlar gibi meteorolojik afetlerin şiddetinde ve frekansında artış olurken, bazı bölgelerinde uzun süreli ve şiddetli kuraklıklarla birlikte çölleşme görülebilecektir.

Türkiye, suptropikal kuşak, kıtalarının batı bölümünde görülen Akdeniz iklim bölgesinde bulunmaktadır. Üç yanı denizlerle çevrili, ortalama yükseltisi 1100 m civarında ve çok farklı topografik ve orografik yapıya sahip bir ülkedir. Ayrıca Türkiye’yi bilinen hemen bütün hava kütleleri etkilemektedir. Türkiye, genel olarak Akdeniz iklim kuşağında yer almakla birlikte, birçok alt iklim tipinin de yaşandığı bir ülkedir. Türkiye bu karmaşık iklim yapısı içinde, iklim değişikliğinden en fazla etkilenebilecek ülkelerin başında gelmektedir.Türkiye, küresel ısınmanın potansiyel etkileri açısından risk grubu ülkeler arasındadır.Ülkemiz küresel ısınmanın özellikle su kaynaklarının zayıflaması, orman yangınları, kuraklıkve çölleşme ile bunlara bağlı ekolojik bozulmalar gibi olumsuz yönlerinden etkilenecektir.IPCC’nin 2002 yılı yayımlanan V. Teknik Raporu’nda;1901-2000 yılları arasında Türkiye’de her 10 yılda sıcaklık 0,2oC’ye kadar arttığı,yağışt ortalama %10 düşüş olduğu, 2071-2100 yılları arasında ise Samsun’dan Adana’ya bir hat çizildiğinde bunun batı kısmının 3-4oC, doğu kısmınınise 4-5o C civarında ısınacağı, günlük yağış miktarında 0,25 mm’ye kadar düşeceği, buharlaşma ve evaporasyonun artacağı,yaz kuraklığının artacağı, yağıştaki azalış, sıcaklık, evaporasyon ve kuraklıktaki artışla doğrudan bağlantılı olarak orman yangınlarında artış olacağı,su kaynaklarındaki zayıflamaya bağlı olarak içsularda yaşayan balık türlerinde azalma yaşanacağı, sularda meydana gelecek sıcaklık artışının üreme bozukluklarına yol açacağı,arazi kullanımında meydana gelecek değişikliklerin erozyonu artıracağı,belirtilmektedir.
BUZULLAR
Buz, kar ve uzun dönem zarfında buzullarda depolanan su, küresel su döngüsünün bir parçasıdır. Yeryüzündeki buz kütlesinin % 10’u Grönland’da, büyük çoğunluğu ise (% 90)’ı Antarktika’dadır. Grönland’da buz birikimi, su döngüsünün ilginç bir bölümüdür. Grönland’a eriyen sudan daha fazla kar yağdığı için, zaman içerisinde buz birikimi artarak yaklaşık 2,5 milyon kilometre küp (600 000 mil küp) hacme ulaşmıştır. Oluşan kar kütlesi ortalama olarak 1 500 metre (5 000 feet) kalınlıkta olup 4 300 metre (14 000 feet) kalınlığa ulaşan yerleri de vardır. Buzun ağırlığından dolayı altındaki kara parçası tabak şeklinde aşağıya doğru bastırılmıştır..
Bazı buzullar ve buz tepeleri
Buzullar, bütün kara alanın % 10-11’ni kapsar. · Şayet bütün buzullar bugün erimiş olsaydı, denizler yaklaşık 70 metre (230 feet) daha yükselirdi. Kaynak: Ulusal Kar ve Buz Veri Merkezi (National Snow and Ice Data Center) · Son buz çağında deniz seviyesi bugüne göre yaklaşık 122 metre (400 feet) daha düşük idi ve buzullar kara yüzeyinin neredeyse 1/3’ünü kaplıyor idi. · 125 000 yıl önceki son sıcak dönemde denizler bugüne göre yaklaşık 5,5 metre (18 feet) daha yüksek idi. Yaklaşık 3 milyon yıl önce ise, yine denizler bugüne göre 50,3 metre (165 feet)’ye kadar daha yüksek idi.

ELEKTRİK SANTRALLERİ

Çeşitli enerji kaynakları içerisinde hidroelektrik enerji santralleri çevre dostu olmaları çevreyle uyumlu, temiz, yenilenebilir, pik talepleri karşılayabilen, yüksek verimli (% 90’ın üzerinde), yakıt gideri olmayan, enerji fiyatlarında sigorta rolü üstlenen, uzun ömürlü (200 yıl), dışa bağımlı olmayan yerli bir kaynaktır. Dünyada ekonomik olarak yapılabilir hidroelektrik üretim potansiyelinin yarısının bile geliştirilmesi sera gazı emisyonlarının % 13 oranında azalmasını sağlayacaktır.
Brüt HES Potansiyeli (GWh/yıl) Teknik HES Potansiyeli (GWh/yıl) Ekonomik HES Potansiyeli (GWh/yıl) DÜNYA40 150 00014 060 0008 905 000AVRUPA3 150 0001 225 000
  • 000
TÜRKİYE 433 000216 000127 381
KONUYLA İLGİLİ BAZI HABERLERNorwich (AA)- Önde gelen bir İngiliz bilimadamı, küresel ısınmanın bu yüzyılda giderek ivme kazanacağını ve sıcaklığın dinozorlar çağındaki düzeyine döneceğini savundu. York Üniversitesi'nden Chris Thomas, bir bilimsel toplantıda yaptığı konuşmada, sıcaklık artışıyla birlikte yeryüzündeki canlı türlerinin çoğunun ortadan kalkacağını söyledi. Thomas, ''Atmosferdeki karbondioksit oranının son 24 milyon yılın en yüksek düzeyine çıkmasıyla yetinilmeyecek, hava sıcaklıkları da son 10 milyon yılın en yüksek düzeyine yükselecek'' dedi. Bazı bilimadamlarının tahminlerine göre ortalama küresel sıcaklık 2100 yılına kadar 2 ile 6 derece arasında artmış olacak.Kutuptan dev buzul kütlesi koptu Kuzey Kutbu’nda Kanada’ya ait bir adadan, 11.000 futbol sahası büyüklüğünde bir buzul kütlesinin koptuğu tespit edildi NTV-MSNBC Güncelleme: 07:39 ET 29 Aralık 2006 Cuma İSTANBUL - ABD’li ve Kanadalı bilim insanları Kuzey Kutbu’nun 800 km güneyinden yaklaşık 16 ay önce koptuğu tespit edilen dev buzulun ardında parçacıklar bırakarak yaklaşık 50 km batıya doğru gittikten sonra önceki kışın başında buz denizinin içinde donduğunu belirlediler. Bunun küresel iklim değişikliğine bağlı bir durum olduğunu tahmin eden bilim insanları, dev buzulun kopması sonucu Kanada coğrafyasının bir bölümünün değiştiğini, kopma sırasında meydana gelen sarsıntının 250 km öteden tespit edildiğiniŞu anda Alaska'dan And Dağları'nın karlı zirvelerine kadar her yer ısınıyor, hem de hızla. Sıcaklıklar geçtiğimiz yüzyıldan bu yana Dünya genelinde 0,6ºC arttı ancak en soğuk, en uzak noktalar çok daha fazla ısındı. Sonuçlar pek de iç açıcı değil. Buzullar eriyor, nehirler kuruyor, kıyılar erozyona uğruyor ve yakınlarda yaşayan toplulukları tehdit ediyor.

BM Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli (IPCC), 2001'de yayımladığı ve bir dönüm noktası oluşturan raporda, geçtiğimiz yüzyıldaki ısınmanın çok büyük ölçüde insan etkinliğinden kaynaklandığını açıkladı. Küresel sıcaklıklar, binlerce yıl öncesindeki dönemlerde olduğundan çok daha hızlı bir şekilde artıyor. Ve iklim modellemeleri, yanardağ ve güneş patlamaları gibi doğal iklim güçlerinin tüm bu ısınmayı açıklayamadığını gösteriyor. IPCC, yüzyılın sonuna kadar 1,5 ila 5,5ºC 'lik bir sıcaklık artışı öngörüyor. Ancak ısınma aşamalı olmayabilir. “ Süre–Alarmı ” bölümünde yer verilen geçmiş dönemlere ait iklim kayıtları, gezegenin karmaşık bir termostatı olduğunu akla getiriyor. Ve bazı uzmanlar günümüzdeki sıcaklık artışının yıkıcı bir iklimsel sendelemeyi hızlandırabileceği konusunda kaygılı


İngiliz Meteoroloji uzmanlarına göre, 2007, dünya genelinde kayıtların tutulmaya başlandığı son 150 yıllık dönem içinde en sıcak yıl olabilir.
Bugüne dek kaydedilen en sıcak yıl 1998.İklim değişikliği uzmanları, bu yılın daha sıcak olması ihtimalinin ise yüzde 60 olduğunu belirtiyor. Tahminlere göre küresel sıcaklığın, uzun dönemli ortalama olan 14 santigrat dereceden yarım derece daha sıcak olması mümkün.Bilim adamları bu duruma iki sebep gösteriyor:Bunlardan birincisi insan faaliyetlerinden doğan sera etkisine yol açan gaz salımları.Bir yılın diğerinden daha sıcak olacağını tahmin etme imkanı veren bir diğer faktör ise El Nino iklim hareketinin kendini yeniden göstermeye başlaması.













Kaynaklar:
Çevre ve Orman Bakanlığı web sayfası,cevreorman.gov.tr
D.S.İ. Web sayfası, dsi.gov.tr
Ahmet ATALIK , TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası
Şengün SİPAHİOĞLU Gazi üniversitesi öğretim görevlisi
Prof.Dr.Mikdat KADIOĞLU,İklim Değişikliği ve Türkiye konferansı
Gökhan ATMACA, Kuark Bilim Topluluğu
Apaydın, Ahmet, Mavi Gezegen Dergisi, Sayı: 3, Ankara, 2000
Climate Change 2001: Synthesis Report,
IPCC Climate Change and Biodiversity”, IPCC Technical Paper V, April 2002
Global Warming, Encarta web sayfası
Desertification, Encarta web sayfası
TÜBİTAK arşivi ve web sayfası,tubitak.gov.tr
İklim Değişikliği Özel İhtisas Komisyonu Raporu, DPT Yayın No: 2532, ÖİK: 548, Ankara