Warning: preg_replace(): The /e modifier is deprecated, use preg_replace_callback instead in ....\includes\class_bbcode.php on line 2958
Bir engellinin başarı öyküsü
  • Üye Girişi:
Toplam 2 sonuçtan 1 ile 2 arasındakiler gösteriliyor.
  1. #1
    cehennem gülü
    Misafir

    Standart Bir engellinin başarı öyküsü



    Engelliler için yaptığı başarılı ve hayırlı işlerde ismini çok sık duyduğum Cemal Merdan’la yıllar önce İstanbul Özürlüler Merkezi’nde (İSÖM) tanışmıştım.
    Kendisiyle tanıştığım gün ömrüm boyunca unutamayacağım günlerden biri oldu. Çünkü dönüm noktalarımdan birini o gün yaşadım. Yetkililerle görüştükten sonra sıra Cemal Bey’le görüşmeye gelmişti. Onun odasına girdiğimizde odada iki masa vardı ve her masanın başında birer kişi oturuyordu. Masalardan birinde oturan adam dikkatimi çekmişti; ufak tefek, kambur, masanın altından tek ayağı gözüken bir adamdı. Ben Cemal Bey’i merak ederken dikkatimi çeken kambur adamın meşhur Cemal Bey olduğunu öğrenince şaşkınlıktan donup kaldım.
    Bu muydu herkesin övgüyle bahsettiği, başarılı, özürlülerin can dostu, özürlülerin abisi Cemal Bey? Bunca başarılara imza atan, insanlara yardım elini uzatmaktan çekinmeyen, özürlülerin gönül dostu olan adam bu kambur adam mıydı? O anda o güne kadar kendim ve diğer özürlüler hakkında taşıdığım tüm ön yargılar beynimde kopan fırtınaların da etkisiyle yıkılmaya başladı. Demek ki insanın hayatta başarılı olması, hayata umutla tutunup ve hayatta mutlu olması için çok yakışıklı, çok güzel ya da çok sağlıklı olması şart değilmiş.

    “Nasılsa o da boşa uğraştığını anlayacak.’’
    Cemal Bey, engellilerin psikolojisini iyi bildiği için o gün benim yüzümdeki ifadeden dolayı benim şaşkınlığımı da anlamış olacak ki hayatını anlatmaya başladı. İki buçuk yaşında bir düşme sonucunda omuriliği hasar görmüş ve kambur olmuş. Sekiz yaşına kadar yürüyemeyen Cemal Bey’in sakatlığını ailesi bir ceza olarak görmüş. Çevresi de onu ailesinin bir günahının vebali olarak görmüş ve sakat bir çocukları olduğu için onları suçlamış. Bu suçluluk psikolojisi altında kalan aile onu tamamıyla suçlayıp insan yerine koymamış ve onu kendi kaderine terk etmiş.
    Her haktan mahrum kaldığı gibi okuma hakkı da elinden alınmış. Yaşıtları okula başlarken, o arkadaşlarını sadece seyretmek zorunda kalmış. Ancak bir gün köy öğretmeni, Cemal Bey’i fark etmiş, ondaki zekilik ve afacanlık hoşuna gitmiş. Onun için de ailesine çocuklarını okutmaları için baskı yapmış. Ailesi ilk başta kabul etmeyip, şiddetle kaşı çıksa da öğretmenin ısrarlarına dayanamayıp “Nasılsa o da boşa uğraştığını anlayacak.’’ düşüncesiyle kabul etmişler. Ama Cemal Bey ailesinin kendi hakkındaki bütün ön yargılarını yıkan bir performansla okulunda çok çalışkan bir öğrenci olmuş. İlkokulu bitirdikten sonra liseyi okumak için köyden ayrılan ilk genç olmuş. Lise yıllarını da başarıyla bitirdikten sonra İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’ni kazanmış ve üniversiteyi de başarıyla bitirmiş.

    Tek engel zihindeki engeldir
    Ancak onun okul yılları anlattığımız gibi çok da rahat geçmemiş. Okulunda engelinden dolayı psikolojik açıdan pek çok sorun yaşamış. Kamburunu sırtında bir yük olarak görmüş ve bu yükten her girdiği toplumda utanmış. Okul dışında hiçbir sosyal çevreye katılamamış. Toplu taşıma araçlarını bile kullanmaktan çekinmiş. Eve gidip sabahlara kadar müzik dinleyip kendi haline ağlarmış. Ve sakatlığın dünyada sadece kendi başına gelen bir musibet olduğunu düşünürmüş. Kimsenin onu sevmeyeceğini, bir kamburun sevilemeyeceğini, insanların ona ancak acıyacağını düşündüğü için sevgisiz bir hayat ona sakatlığından daha çok acı vermiş. O yıllarda “özürlülerin öğretmenlik yapamayacağına” dair yeni bir kanun çıkması Cemal Bey’i daha bunalıma sürüklemiş. Artık hiçbir işe yaramayan aciz bir insan olduğunu, bu toplumda özürlü olduğu için bir değeri olmadığını düşünmeye başlamış.
    Ancak bir gün yine yolda ümitsiz, hayata karşı yılgın ve kırgın bir halde yürürken gözüne birden Türkiye Sakatlar Derneği’nin tabelası takılmış. Merak edip içeri, girdiğinde neye uğradığını şaşırmış. İçerisi gözlerinin içi gülen hayatlarından memnun oldukları her hallerinden belli olan kendi deyimiyle “kör, topal, kötürüm’’ pek çok özürlüyle doluymuş. Dünyada yalnız olduğunu düşünen, sakatlığın sadece kendi başına gelmiş bir felaket olduğunu sanan Cemal Bey, onların arasında kendini farklı bir dünyanın içinde hissetmeye başlamış. Çünkü oradaki insanlar da sakatmış, ama hepsi çok mutluymuş.
    Orada sandalyeli bir beyefendinin yanına yaklaşmış. Bu beyefendinin yanında genç, güzel ve sağlıklı bir bayan oturuyormuş. Adam sağlıklı bayanı nişanlısı olarak tanıştırınca Cemal Bey ikinci ve daha şiddetli bir sarsıntı daha yaşamış. Adam engelli ancak yanında sağlıklı bir nişanlısı var. O beyefendinin çok zengin biri olduğunu düşünmeye başlamış. Bunun başka bir izahı olamazmış. Kız da “parası uğruna adama varmıştır” diye düşünmüş. Adamla sohbet etmeye devam ettikçe şaşkınlığı daha da artıyormuş. Adam bir kamu kuruluşunda işçilik yapan üstelik ilkokul tahsili olmayan birisiymiş. Kendinden utanmaya başlamış çünkü üniversite mezunu olduğu halde hiçbir işe yaramadan günlerini kendine acıyarak geçiren zavallı bir insan olduğunu fark etmiş.
    O gün anlamış ki; insanın önündeki tek engel zihnindeki engeldir. Önemli olan Allah’ın aldığı uzuvlara karşı verdiği üstün vasıfları ortaya çıkarmaya çalışıp yürekten engelli olmamakmış. Zihnindeki ve yüreğindeki engelleri aşmaya çalışan ve bunda da çok başarılı olan Cemal Bey öyle kocaman bir yüreğe sahipmiş ki bu yüreği insanlarla paylaşmış ve pek çok sevgiyi oraya sığdırabilmiş.

    Bütün engellilerin can dostu
    Eşiyle tanışınca hayatı değişmiş. Bir zamanlar “sakat bir insan sevilemez” diye düşünen Cemal Bey eşinin evlenme teklifiyle karşılaşmış. Şu anda evli ve bir kız çocuğu babası olan Cemal Bey sevgi ile her engeli daha da kolay aşmış. Bugün bütün engellilerin “can dostu, ağabeyi ve kötü gün dostu” olmuş.
    Engelliler adına yapılan pek çok ilklerde imzası olan Cemal Bey bugün İstanbul’u yöneten mümtaz kadronun içerisinde yer alıyor. Âdeta bizim adımıza yapılacak her şeyde söz sahibi. Cemal Bey’e “Hayatı farklı bir biçimde yaşamak zorunda kalan arkadaşlara tavsiyeleriniz neler?” diye sorduğumuz da aldığımız cevap kısa ve net oldu: “Engelli kardeşlerimiz kendilerine güvensinler, içlerindeki gizli potansiyeli açığa çıkarmak için çalışsınlar ve hepsinden önemlisi de engelli olduklarını kabul etsinler.’’
    Engelsiz günlerde buluşabilmek dileği ile Allah’a (c.c) emanet olun.

  2. #2
    ozsahan
    Misafir

    Standart

    bu guzel haber için teşekkurler

Konu Bilgisi

Users Browsing this Thread

Şu anda 1 üyemiz bu konuya göz atıyor. (0 kayıtlı üye ve 1 misafir.)

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •