Warning: preg_replace(): The /e modifier is deprecated, use preg_replace_callback instead in ....\includes\class_bbcode.php on line 2958

Warning: preg_replace(): The /e modifier is deprecated, use preg_replace_callback instead in ....\includes\class_bbcode.php on line 2958

Warning: preg_replace(): The /e modifier is deprecated, use preg_replace_callback instead in ....\includes\class_bbcode.php on line 2958

Warning: preg_replace(): The /e modifier is deprecated, use preg_replace_callback instead in ....\includes\class_bbcode.php on line 2958

Warning: preg_replace(): The /e modifier is deprecated, use preg_replace_callback instead in ....\includes\class_bbcode.php on line 2958

Warning: preg_replace(): The /e modifier is deprecated, use preg_replace_callback instead in ....\includes\class_bbcode.php on line 2958

Warning: preg_replace(): The /e modifier is deprecated, use preg_replace_callback instead in ....\includes\class_bbcode.php on line 2958

Warning: preg_replace(): The /e modifier is deprecated, use preg_replace_callback instead in ....\includes\class_bbcode.php on line 2958

Warning: preg_replace(): The /e modifier is deprecated, use preg_replace_callback instead in ....\includes\class_bbcode.php on line 2958

Warning: preg_replace(): The /e modifier is deprecated, use preg_replace_callback instead in ....\includes\class_bbcode.php on line 2958

Warning: preg_replace(): The /e modifier is deprecated, use preg_replace_callback instead in ....\includes\class_bbcode.php on line 2958

Warning: preg_replace(): The /e modifier is deprecated, use preg_replace_callback instead in ....\includes\class_bbcode.php on line 2958

Warning: preg_replace(): The /e modifier is deprecated, use preg_replace_callback instead in ....\includes\class_bbcode.php on line 2958

Warning: preg_replace(): The /e modifier is deprecated, use preg_replace_callback instead in ....\includes\class_bbcode.php on line 2958

Warning: preg_replace(): The /e modifier is deprecated, use preg_replace_callback instead in ....\includes\class_bbcode.php on line 2958
Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali - Sayfa 2
  • Üye Girişi:
Toplam 11 Sayfadan 2. Sayfa BirinciBirinci 1234 ... SonuncuSonuncu
Toplam 153 sonuçtan 16 ile 30 arasındakiler gösteriliyor.
  1. #16
    B U R D A Y I M Mahsun - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2009
    Bulunduğu yer
    Almanya
    Mesajlar
    9.498
    Konular
    2572
    Teşekkür
    76
    Aldığı Teşekkürler: 104
    Rep Puanı
    256937

    Standart

    191- Onları nerede yakalarsanız öldürün ve sizi çıkardıkları yerden onları çıkarın. O fitne öldürmeden daha şiddetlidir. Yalnız Mescid-i Haram yanında onlar sizinle savaşmadıkça siz de onlarla savaşmayın. Fakat sizi öldürmeye kalkışırlarsa hemen onları öldürün. Kâfirlerin cezası böyledir.
    192- Artık şirkten vazgeçerlerse şüphesiz ki Allah çok bağışlayıcıdır çok merhamet edicidir.
    193- Hem bir fitne kalmayıp din yalnız Allah'ın oluncaya kadar onlarla çarpışın . Vazgeçerlerse düşmanlık ancak zalimlere karşıdır.
    194- Hürmetli ay hürmetli aya ve bütün hürmetler birbirine karşılıktır. O halde kim size saldırdıysa siz de ona yaptığı saldırının aynıyle saldırın da ileri gitmeye Allah'tan korkun ve bilin ki Allah takva sahipleriyle beraberdir.
    195- Allah yolunda mal harcayın da kendinizi ellerinizle tehlikeye bırakmayın ve güzel hareket edin. Çünkü Allah güzellik ve iyilik edenleri sever.
    196- Hac ve umreyi de Allah için tamam yapın. Eğer bunlardan alıkonursanız o zaman kolayınıza gelen bir kurban gönderin. Bununla beraber bu kurban kesileceği yere varıncaya kadar başlarınızı tıraş etmeyin. İçinizden hasta olana veya başından bir rahatsızlığı bulunana tıraş için oruç veya sadaka yahut da kurbandan ibaret bir fidye gerekir. Engellemeden kurtulduğunuz zaman da her kim hacca kadar umre ile sevab kazanmak isterse ona da kolayına gelen bir kurban gerekir. Bunu bulamayana ise üç gün hacda yedi de döndüğünüzde ki tam on gün oruç tutması lazım gelir. Bu hüküm ailesi Mescid-i Haram civarında oturmayanlar içindir. Allah'tan korkun ve bilin ki Allah'ın azabı gerçekten çok şiddetlidir.
    197- Hac bilinen aylardadır. Her kim o aylarda hacca başlayıp kendisine farz ederse; artık hacda kadına yaklaşmak günah işlemek ve kavga etmek yoktur. Siz hayırdan ne işlerseniz Allah onu bilir. Kendinize azık edinin.Şüphesiz ki azıkların en hayırlısı Allah korkusudur. Ey akıl sahipleri! Benden korkun!
    198- Rabbinizin lütfunu istemenizde size bir günah yoktur. Arafat'tan indiğiniz zaman Meş'ar-i Haram yanında (Müzdelife'de) Allah'ı zikredin. O'nu size gösterdiği şekilde zikredin. Doğrusu siz bundan önce gerçekten sapmışlardandınız.
    199- Sonra insanların akıp geldiği yerden siz de akıp gelin. Allah'tan bağışlanmanızı isteyin. Çünkü Allah çok bağışlayıcıdır çok merhamet edicidir.
    200- Nihayet hac ibadetlerinizi bitirdiğiniz zaman önceleri babalarınızı andığınız gibi hatta daha kuvvetli bir anışla Allah'ı anın. İnsanlardan kimisi: "Ey Rabbimiz! Bize dünyada ver!" der. Onun için ahirette hiçbir kısmet yoktur.










    Ömrümüz Rüzgarlar Altında Savrulan Bir Yaprak ne Kadar Geç Kalsakta Sonumuz Yine Kara Toprak





  2. #17
    B U R D A Y I M Mahsun - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2009
    Bulunduğu yer
    Almanya
    Mesajlar
    9.498
    Konular
    2572
    Teşekkür
    76
    Aldığı Teşekkürler: 104
    Rep Puanı
    256937

    Standart

    201- Yine onlardan: "Ey Rabbimiz! Bize dünyada bir güzellik ve ahirette de bir güzellik ver ve bizi ateş azabından koru!" diyenler vardır.
    202- İşte onlar için kazandıklarından bir nasib vardır. Allah hesabı çok çabuk görür.
    203- Bir de sayılı günlerde Allah'ı zikredin (tekbir alın). Bunlardan kim iki gün içinde (Mina'dan) dönmek için acele ederse ona günah yoktur. Kim geri kalırsa ona da günah yoktur. Ama bu takva sahipleri içindir. Allah'tan korkun ve bilin ki siz ancak O'nun huzuruna varıp toplanacaksınız.
    204- İnsanlardan kimi de vardır ki dünya hayatı hakkındaki sözleri senin hoşuna gider ve o kalbindekine Allah'ı şahit tutar. Halbuki O İslâm düşmanlarının en yamanıdır.
    205- İş başına geçti mi yeryüzünde bozgunculuk çıkarmak ekini ve nesli helak etmek için koşar. Allah ise bozgunculuğu sevmez.
    206- Ona: "Allah'tan kork!" dendiği zaman da kendisini onuru (gururu) günah işlemeye sevkeder. Cehennem de onun hakkından gelir. O ne kötü bir yataktır!
    207- Yine insanlardan kimi de vardır ki Allah'ın rızasına ermek için kendini feda eder. Allah ise kullarına çok merhametlidir.
    208- Ey iman edenler! Hepiniz barış ve selamete girin de şeytanın adımlarına uymayın. Çünkü o sizin aranızı açan belli bir düşmandır.
    209- Size bunca deliller geldikten sonra yine kayarsanız iyi bilin ki Allah çok güçlüdür hüküm ve hikmet sahibidir.
    210- Onlar sadece gözetiyorlar ki Allah buluttan gölgelikler içinde meleklerle birlikte geliversin de iş bitiriliversin. Halbuki bütün işler Allah'a döndürülüp götürülür.
    211- İsrailoğullarına sor: Biz onlara ne kadar açık âyetler vermiştik. Fakat Allah'ın nimetini her kim kendisine geldikten sonra değiştirirse şüphe yok ki Allah'ın azabı çok şiddetlidir.
    212- Dünya hayatı inkar edenler için bezendi. (Onlar) iman edenlerle eğleniyorlar. Halbuki takva sahibi olan o müminler kıyamet günü onların üstündedir. Allah dilediğine hesapsız rızık verir.
    213- İnsanlar tek bir ümmetti. Ayrılmaları üzerine Allah rahmetinin müjdecileri ve azabının habercileri olmak üzere peygamberler gönderdi ve beraberlerinde hak ile ilgili kitap indirdi ki insanların aralarında ihtilaf ettikleri şeyler hakkında hakem olsun. Bunda da sırf o kitap verilenler kendilerine bunca deliller geldikten sonra tuttular aralarındaki hırs ve kıskançlık yüzünden anlaşmazlığa düştüler. Bunun üzerine Allah kendi izniyle iman edenleri onların hakkında anlaşmazlığa düştükleri hakka ulaştırdı. Allah dilediğini doğru yola iletir.
    214- Yoksa siz kendinizden önce gelip geçenlerin hali (uğradıkları sıkıntılar) başınıza gelmeden cennete girivereceğinizi mi sandınız? Onlaraöyle yoksulluklar öyle sıkıntılar dokundu ve öyle sarsıldılar ki hatta peygamber ve beraberinde iman edenler: "Allah'ın yardımı ne zaman?" derlerdi. Bak işte! Gerçekten Allah'ın yardımı yakındır.
    215- Ey Muhammed! Sana nereye infak edeceklerini soruyorlar. De ki: Hayır olarak verdiğiniz nafaka ana baba yakınlar öksüzler yoksullar ve yolda kalmışlar içindir. Hayır olarak daha ne yaparsanız herhalde Allah onu bilir.
    216- Savaş size farz kılındı gerçi o size hoş gelmez. Olabilir ki siz bir şeyden hoşlanmazsınız; oysa ki o sizin için bir hayırdır. Yine olabilir ki siz bir şeyi seversiniz oysaki o sizin için bir kötülüktür. Allah bilir siz bilmezsiniz.
    217- Ey Muhammed! Sana haram aydan ve o ayda savaşmaktan soruyorlar. De ki: O ayda savaşmak büyük bir günahtır. Bununla beraber Allah yolundan alıkoymak O'nu inkar etmek insanları Mescid-i Haram'dan menetmek ve halkını oradan çıkarmak Allah yanında daha büyük bir günahtır ve fitne öldürmekten daha büyük bir vebaldir. Onlar güçleri yeterse sizi dininizden döndürmek için sizinle savaşmaktan hiçbir zaman geri durmazlar. Sizden de her kim dininden döner ve kâfir olarak can verirse artık onların bütün amelleri dünyada ve ahirette boşa gitmiştir. İşte onlar cehennemliklerdir. Onlar orada ebedi olarak kalacaklardır.










    Ömrümüz Rüzgarlar Altında Savrulan Bir Yaprak ne Kadar Geç Kalsakta Sonumuz Yine Kara Toprak





  3. #18
    B U R D A Y I M Mahsun - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2009
    Bulunduğu yer
    Almanya
    Mesajlar
    9.498
    Konular
    2572
    Teşekkür
    76
    Aldığı Teşekkürler: 104
    Rep Puanı
    256937

    Standart

    218- Şüphesiz ki iman edenlere Allah yolunda hicret edip cihad edenlere gelince işte onlar Allah'ın rahmetini umarlar. Allah çok bağışlayıcıdır çok merhamet edicidir.
    219- Ey Muhammed! Sana şarap ve kumardan soruyorlar. De ki: Bu ikisinde büyük bir günah bir de insanlar için bazı menfaatler vardır. Fakat günahları menfaatlerinden daha büyüktür. Yine sana neyi infak edeceklerini soruyorlar. De ki: İhtiyaçtan fazlasını infak edin. İşte böylece Allah size âyetlerini açıklıyor. Umulur ki siz düşünürsünüz.
    220- Dünya ve ahiret hakkında (düşünürsünüz.) Sana bir de yetimlerden soruyorlar. De ki: Onlar hakkında yapacağınız bir ıslah işlerine karışmamaktan daha hayırlıdır. Eğer onlara karışırsanız onlar sizin kardeşlerinizdir. Allah bozguncuyla ıslah ediciyi bilir birbirinden ayırd eder. Eğer Allah dileseydi sizi zora koşardı. Şüphesiz ki Allah çok güçlüdür hüküm ve hikmet sahibidir.
    221- Müşrik kadınları iman etmedikçe nikâhlamayın. Bir müşrik kadın sizin hoşunuza gitse bile iman etmiş olan bir cariye herhalde ondan daha hayırlıdır. Müşrik erkeklere de mümin kadınları nikâh ettirmeyin. Bir müşrik sizin hoşunuza gitse bile mümin bir köle elbette ondan daha hayırlıdır. Onlar sizi ateşe davet ederler Allah ise kendi izniyle cennete ve mağfirete davet ediyor ve âyetlerini insanlara açıklıyor. Umulur ki onlar hatırda tutup öğüt alırlar.
    222-Ey Muhammed! Sana kadınların ay başı halinden de soruyorlar. De ki: O bir eziyettir Onun için ay başı halinde oldukları zaman kadınlardan çekilin ve temizleninceye kadar onlara yaklaşmayın. İyice temizlendikleri zaman ise Allah'ın emrettiği yerden onlara varın yaklaşın Şüphesiz ki Allah çok tövbe edenleri de sever çok temizlenenleri de sever.
    223-Kadınlarınız sizin için bir tarladır. O halde tarlanıza dilediğiniz gibi varın ve kendiniz için ileriye hazırlık yapın. Allah'tan korkun ve bilin ki siz mutlaka O'nun huzuruna varacaksınız. Ey Muhammed müminleri müjdele!
    224-Sözünüzde durmanız kötülükten sakınmanız ve insanların arasını düzeltmeniz için Allah'ı yeminlerinize hedef veya siper edip durmayın. Allah her şeyi işitir ve bilir.
    225-Allah sizi yeminlerinizde bilmeyerek ettiğiniz lağıv (herhangi bir kasıt olmadan kanaate göre yanlış yere yapılan yemin)dan sorumlu tutmaz. Fakat kalbinizin kazandığı yalan yere yapılan yeminden sorumlu tutar. Allah çok bağışlayıcıdır çok halimdir.
    226-Kadınlarından îlâ edenler (onlara yaklaşmamaya yemin edenler) için dört ay beklemek vardır. Eğer bu yeminlerinden dönerlerse şüphesiz ki Allah çok bağışlayıcıdır çok merhamet edicidir.
    227-Yok eğer boşamaya karar vermişlerse şüphesiz ki Allah söylediklerini işitir kurduklarını bilir.
    228-Boşanan kadınlar kendi kendilerine üç adet süresi beklerler ve Allah'ın rahimlerinde yarattığını gizlemeleri kendilerine helâl olmaz. Eğer Allah'a ve ahiret gününe inanıyorlarsa gizlemezler. Kocaları da barışmak istedikleri takdirde o süre içersinde onları geri almaya daha layıktırlar. O kadınların üzerlerindeki meşru hak gibi kendilerinin de hakları vardır. Yalnız erkekler için onların üzerinde bir derece vardır. Allah çok güçlüdür hüküm ve hikmet sahibidir.
    229- Boşamak (talak) iki defadır. Ondan sonrası ya iyilikle tutmak veya güzellikle salmaktır. Onlara verdiklerinizden bir şey almanız da size helâl olmaz. Ancak Allah'ın çizdiği hudutta duramayacaklarından korkmaları başka. Eğer siz de bunların Allah'ın çizdiği hudutta duramayacaklarından korkarsanız kadının ayrılmak için hakkından vazgeçmesinde artık ikisine de günah yoktur. İşte bunlar Allah'ın çizdiği hudududur. Sakın bunları aşmayın Her kim Allah'ın hududunu aşarsa işte onlar zalimlerdir.










    Ömrümüz Rüzgarlar Altında Savrulan Bir Yaprak ne Kadar Geç Kalsakta Sonumuz Yine Kara Toprak





  4. #19
    B U R D A Y I M Mahsun - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2009
    Bulunduğu yer
    Almanya
    Mesajlar
    9.498
    Konular
    2572
    Teşekkür
    76
    Aldığı Teşekkürler: 104
    Rep Puanı
    256937

    Standart

    230-Eğer kadını bir daha boşarsa bundan sonra artık başka bir kocaya varıncaya kadar ona helâl olmaz. Eğer ikinci koca da onu boşarsa Allah'ın hududunu sağlam tutacaklarını ümid ettikleri takdirde öncekilerin birbirlerine dönmelerinde her ikisine de günah yoktur. İşte bunlar Allah'ın tayin ettiği hudududur. Bunları bilen bir kavim için açıklıyor.
    231-Kadınları boşadığınız zaman iddetlerini bitirdiklerinde artık kendilerini ya iyilikle tutun veya güzellikle salın. Yoksa haklarına tecavüz için zararlarına olarak onları tutmayın. Her kim bunu yaparsa nefsine zulmetmiş olur. Sakın Allah'ın âyetlerini alay konusu edinmeyin Allah'ın üzerinizdeki nimetini size kendisiyle öğüt vermek üzere indirdiği kitap ve hikmeti hatırlayıp düşünün. Hem Allah'tan korkun ve bilin ki Allah her şeyi bilir.
    232-Kadınları boşadığınız zaman iddetlerini bitirdiklerinde aralarında meşru bir şekilde rızalaştıkları takdirde kendilerini kocalarıyla nikâhlanacaklar diye sıkıştırıp engellemeyin. İşte bu içinizden Allah'a ve ahiret gününe iman edenlere verilen bir öğüttür. Bu sizin hakkınızda daha hayırlı ve daha nezihtir. Allah bilir siz bilemezsiniz.
    233-Anneler çocuklarını emzirmenin tamamlanmasını isteyenler için tam iki yıl emzirirler. Çocuk kendisine ait olan babaya da emzirenlerin yiyecekleri ve giyecekleri geleneklere uygun olarak bir borçtur. Bununla beraber herkes ancak gücüne göre mükellef olur. Çocuğu sebebiyle bir annede çocuğu sebebiyle bir baba da zarara sokulmasın. Varise düşen de yine aynı borçtur. Eğer ana ve baba birbirleriyle istişare edip her ikisinin de rızasıyla çocuğu memeden ayırmak isterlerse kendilerine bir günah yoktur. Eğer çocuklarınızı b
    aşk
    alarına emzirtmek isterseniz vereceğinizi güzel güzel verdikten sonra bunda da size bir günah yoktur. Bununla beraber Allah'tan korkun ve bilin ki Allah yaptıklarınızı görür.
    234- İçinizden vefat edip de geride eşler bırakan kimselerin hanımları kendi başlarına dört ay on gün beklerler. İddet (bekleme) sürelerini bitirdikleri zaman artık kendileri hakkında meşru bir şekilde yapacakları hareketten size bir günah yoktur. Allah yaptıklarınızdan haberdardır.
    235-Böyle kadınlara evlenme isteğinizi üstü kapalı biçimde çıtlatmanızda veya gönlünüzde tutmanızda size bir vebal yoktur. Allah biliyor ki siz onları mutlaka anacaksınız. Fakat meşru bir söz söylemekten b
    aşka bir şekilde kendileriyle gizlice sözleşmeyin. Farz olan iddet sona erinceye kadar da nikâh akdine azmetmeyin (kesin karar vermeyin). Bilin ki Allah gönlünüzdekini bilir. Öyle ise O'nun azabından sakının. Yine bilin ki Allah çok bağışlayıcıdır çok yumuşaktır.

    236-Eğer kadınları kendilerine dokunmadan veya onlara bir mehir takdir etmeden boşarsanız (bunda) size bir vebal yoktur. Şu kadar ki onlara (mal verip) faydalandırın. Eli geniş olan hâline göre eli dar olan da haline göre ve güzellikle faydalandırmalıdır. Bu iyilik yapanlar üzerine bir borçtur.
    237-Eğer onları kendilerine dokunmadan önce boşar ve mehri de kesmiş bulunursanız o zaman borç o kestiğiniz miktarın yarısıdır. Ancak kadınlar veya nikâh akdini elinde bulunduran kimse bağışlarsa başka. Ey erkekler! sizin bağışlamanız ise takvaya daha yakındır. Aranızdaki fazileti unutmayın şüphesiz ki Allah her ne yaparsanız hakkiyle görür.
    238-Namazlara ve orta namaza devam edin ve Allah için boyun eğerek kalkıp namaza durun.
    239-Eğer bir korku hâlindeyseniz yaya veya binekli olarak giderken kılın (korkudan) emin olduğunuz zaman da böyle bilmediğiniz şeyleri size öğrettiği şekilde Allah'ı zikredin (namazlarınızı yine her zamanki gibi huşû ile kılın).












    Ömrümüz Rüzgarlar Altında Savrulan Bir Yaprak ne Kadar Geç Kalsakta Sonumuz Yine Kara Toprak





  5. #20
    B U R D A Y I M Mahsun - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2009
    Bulunduğu yer
    Almanya
    Mesajlar
    9.498
    Konular
    2572
    Teşekkür
    76
    Aldığı Teşekkürler: 104
    Rep Puanı
    256937

    Standart

    240-İçinizden hanımlarını geride bırakarak vefat edecek olanlar eşleri için senesine kadar evlerinden çıkarılmaksızın kendilerine yetecek bir malı vasiyet ederler. Bununla birlikte eğer kendileri çıkarlarsa kendi haklarında yaptıkları meşru bir hareketten dolayı size bir sorumluluk yoktur. Allah çok güçlüdür hüküm ve hikmet sahibidir.
    241- Boşanmış kadınlar için de meşru ve geleneğe uygun şekilde bir meta'(intifa hakkı) vardır ki verilmesi Allah'tan korkanlar üzerine bir borçtur.
    242-İşte akıllarınız ersin diye Allah size âyetlerini böylece açıklıyor.
    243- Görmedin mi o kimseleri ki kendileri binlerce kişi iken ölüm korkusuyla yurtlarından çıktılar. Allah da kendilerine "ölün!" dedi sonra da onlara bir hayat verdi. Şüphesiz ki Allah insanlara karşı bir lütuf sahibidir. Fakat insanların pek çokları şükretmezler.
    244- O halde Allah yolunda çarpışın ve bilin ki Allah her şeyi işitir ve bilir.
    245- Kimdir o adam ki Allah'a güzel bir ödünç versin de Allah da ona birçok katlarını ödesin. Allah darlık da verir genişlik de verir. Hepiniz de O'na döndürülüp götürüleceksiniz.
    246- Baksana İsrail oğullarının Musa'dan sonra ileri gelenlerine! Hani onlar bir peygamberlerine: "Bize bir kumandan gönder de Allah yolunda savaşalım..." dediler. O da: "Size savaş farz kılınırsa acaba yapmamazlık eder misiniz?" dedi. Onlar: "Bize ne oldu da yurtlarımızdan çıkarıldığımız ve çocuklarımızdan ayrıldığımız halde Allah yolunda savaşmayalım?" dediler. Bunun üzerine savaş kendilerine farz kılınınca da onlardan pek azı hariç yüz çevirdiler. Ama Allah o zalimleri bilir.
    247- Peygamberleri onlara: "Allah size hükümdar olmak üzere Talût'u gönderdi." demişti. Onlar: "Ona bizim üzerimize hükümdar olmak nereden geldi? Oysa hükümdarlığa biz ondan daha lâyıkız ona maldan bir genişlik bir bolluk da verilmemiştir." dediler. Peygamberleri de "Onu sizin başınıza Allah seçmiş ve ona bilgi ve vücut bakımından bir güç bir genişlik vermiştir." dedi. Hem Allah mülkünü dilediğine verir. Allah'ın rahmeti geniştir o her şeyi bilir.
    248-Peygamberleri onlara şunu da söylemişti: Haberiniz olsun Onun hükümdarlığının alâmeti size o tabutun gelmesi olacaktır ki onda Rabbinizdenbir sekine (sükûnet gönül rahatlığı) Musa ve Harun ailelerinin bıraktıklarından bir bakiyye (kalıntı) vardır. Onu melekler getirecektir. Eğer iman etmiş kimselerden iseniz bunda sizin için kesin bir ibret bir alâmet vardır.
    249-Talut ordu ile hareket edince dedi ki: "Allah sizi mutlaka bir nehirle imtihan edecek. Kim ondan içerse benden değildir. Kim de onu tatmazsa işte o bendendir. Ancak eliyle bir avuç alan b
    aşk
    a (bu kadarına ruhsat vardır)." Derken içlerinden pek azı hariç hepsi de varır varmaz ondan içtiler. Talut ve beraberindeki iman eden kimseler nehri geçtiklerinde. "Bizim bugün Calut ile ordusuna karşı duracak gücümüz yok." dediler. Allah'a kavuşacaklarına inanıp bilenler ise şu cevabı verdiler: "Nice az topluluklar Allah'ın izniyle nice çok topluluklara galip gelmişlerdir. Allah sabırlılarla beraberdir."
    250-Calut ve ordusuna karşı savaş meydanına çıktıkları zaman da şöyle dediler: "Ey Rabbimiz! Üzerlerimize sabır dök ayaklarımızı sabit tut ve kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et!"














    Ömrümüz Rüzgarlar Altında Savrulan Bir Yaprak ne Kadar Geç Kalsakta Sonumuz Yine Kara Toprak





  6. #21
    B U R D A Y I M Mahsun - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2009
    Bulunduğu yer
    Almanya
    Mesajlar
    9.498
    Konular
    2572
    Teşekkür
    76
    Aldığı Teşekkürler: 104
    Rep Puanı
    256937

    Standart

    251-Derken Allah'ın izniyle onları tamamen bozdular. Davud Calut'u öldürdü ve Allah kendisine hükümdarlık ve hikmet (peygamberlik) verdi ve ona dilediği şeylerden de öğretti. Eğer Allah'ın insanları birbirleriyle savması olmasaydı yeryüzü mutlaka bozulur giderdi. Fakat Allah bütün âlemlere karşı büyük bir lütuf sahibidir.
    252-İşte bunlar Allah'ın âyetleridir. Onları sana hakkıyla okuyoruz. Şüphesiz ki sen o gönderilen resullerdensin.

    253- O işaret olunan resuller yok mu biz onların bazısını bazısından üstün kıldık. İçlerinden kimi var ki Allah kendisiyle konuştu bazısını da derecelerle daha yükseklere çıkardı. Biz Meryem oğlu İsa'ya da o delilleri verdik ve kendisini Rûhu'l-Kudüs (Cebrail) ile kuvvetlendirdik. Eğer Allah dileseydi bunların arkasındaki ümmetler kendilerine o deliller geldikten sonra birbirlerinin kanına girmezlerdi. Fakat ihtilâfa düştüler kimi iman etti kimi inkâr etti. Yine Allah dileseydi birbirlerinin kanına girmezlerdi. Fakat Allah dilediğini yapar.
    254- Ey iman edenler! Kendisinde hiçbir alış verişin hiçbir dostluğun ve hiçbir şefaatin bulunmadığı bir gün gelmeden önce size verdiğimiz rızıklardan Allah yolunda harcayın. Kâfirlere gelince onlar zalimlerdir.
    255- Allah'tan başka hiçbir ilâh yoktur. O daima diridir (hayydır) bütün varlığın idaresini yürüten (kayyum)dir. O'nu ne gaflet basar ne de uyku. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O'nundur. İzni olmadan huzurunda şefaat edecek olan kimdir? O kullarının önlerinde ve arkalarında ne varsa hepsini bilir. Onlar ise O'nun dilediği kadarından başka ilminden hiç bir şey kavrayamazlar. O'nun kürsisi bütün gökleri ve yeri kucaklamıştır. Onların her ikisini de görüp gözetmek O'na bir ağırlık vermez. O çok yücedir çok büyüktür.
    256-Dinde zorlama yoktur. Çünkü doğruluk sapıklıktan ayırd edilmiştir. Artık her kim tâğutu inkar edip Allah'a inanırsa sağlam bir kulpa yapışmıştır ki o hiçbir zaman kopmaz. Allah her şeyi işitir ve bilir.










    Ömrümüz Rüzgarlar Altında Savrulan Bir Yaprak ne Kadar Geç Kalsakta Sonumuz Yine Kara Toprak





  7. #22
    B U R D A Y I M Mahsun - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2009
    Bulunduğu yer
    Almanya
    Mesajlar
    9.498
    Konular
    2572
    Teşekkür
    76
    Aldığı Teşekkürler: 104
    Rep Puanı
    256937

    Standart

    257- Allah iman edenlerin velisidir. Onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır. İnkâr edenlerin velileri de tağuttur onları aydınlıktan karanlıklara çıkarırlar. İşte onlar cehennemliklerdir. Orada ebedî olarak kalırlar.
    258- Allah kendisine hükümdarlık verdi diye Rabbi hakkında İbrahim'le tartışanı görmedin mi? Hani İbrahim ona: "Benim Rabbim odur ki hem diriltir hem öldürür." dediği zaman: "Ben de diriltir ve öldürürüm." demişti. İbrahim: "Allah güneşi doğudan getiriyor haydi sen onu batıdan getir!" deyince o inkâr eden herif şaşırıp kaldı. Öyle ya Allah zalimler topluluğunu doğru yola iletmez.

    259- Yahut o kimse gibisini (görmedin mi) ki bir şehre uğramıştı altı üstüne gelmiş ıpıssız yatıyordu. "Bunu bu ölümünden sonra Allah nerden diriltecek?" dedi. Bunun üzerine Allah onu yüz sene öldürdü sonra diriltti "Ne kadar kaldın?" diye sordu. O da: "Bir gün yahut bir günden eksik kaldım." dedi. Allah buyurdu ki: "Hayır yüz sene kaldın öyle iken bak yiyeceğine içeceğine henüz bozulmamış hele eşeğine bak hem bunlar seni insanlara karşı kudretimizin bir işareti kılalım diyedir. Hele o kemiklere bak onları nasıl birbirinin üzerine kaldırıyoruz? Sonra onlara nasıl et giydiriyoruz?" Böylece gerçek ona açıkça belli olunca: "Şimdi biliyorum ki Allah her şeye kadirdir." dedi.
    260- Bir zamanlar İbrahim de: "Ey Rabbim! Ölüleri nasıl dirilttiğini bana göster!" demişti. Allah: "İnanmadın mı ki?" buyurdu. İbrahim: "İnandım fakat kalbim iyice yatışsın diye istiyorum." dedi. Allah buyurdu ki: "Öyle ise kuşlardan dördünü tut da onları kendine çevir iyice tanıdıktan sonra (kesip) her dağın başına onlardan birer parça dağıt sonra da onları çağır koşa koşa sana gelecekler ve bil ki Allah gerçekten çok güçlüdür hüküm ve hikmet sahibidir."
    261- Mallarını Allah yolunda harcayanların durumu bir tanenin durumu gibidir ki yedi başak bitirmiş ve her başakta yüz tane var. Allah dilediğine daha da katlar. Allah'ın rahmeti geniştir. O her şeyi bilir.
    262- Allah yolunda mallarını infak eden sonra verdiklerinin arkasından başa kakmayı gönül incitmeyi uygun görmeyen kimselerin Rableri yanında mükafatları vardır. Onlara hiçbir korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir.

    263- Bir tatlı dil ve kusurları bağışlamak arkasından eza ve gönül bulantısı gelecek bir sadakadan daha hayırlıdır. Allah hiçbir şeye muhtaç değildir halimdir yumuşak davranır.
    264- Ey iman edenler! Sadakalarınızı başa kakmak gönül kırmakla boşa gidermeyin. O adam gibi ki insanlara gösteriş için malını dağıtır da ne Allah'a inanır ne ahiret gününe. Artık onun hâli bir kayanın hâline benzer ki üzerinde biraz toprak varmış derken şiddetli bir sağnak inmiş de onu yalçın bir kaya halinde bırakıvermiş. Öyle kimseler kazandıklarından hiçbir şey elde edemezler. Allah kâfirler topluluğunu doğru yola iletmez.










    Ömrümüz Rüzgarlar Altında Savrulan Bir Yaprak ne Kadar Geç Kalsakta Sonumuz Yine Kara Toprak





  8. #23
    B U R D A Y I M Mahsun - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2009
    Bulunduğu yer
    Almanya
    Mesajlar
    9.498
    Konular
    2572
    Teşekkür
    76
    Aldığı Teşekkürler: 104
    Rep Puanı
    256937

    Standart

    265- Allah'ın rızasını aramak kendilerini veya kendilerinden bir kısmını Allah yolunda sabit kılmak için mallarını Allah yolunda harcayanların hâli ise bir tepedeki güzel bir bahçenin hâline benzer ki ona kuvvetli bir sağnak düşmüş de yemişlerini iki kat vermiştir. Böyle bir bahçeye yağmur düşmese bile mutlaka bir çisenti vardır. Allah yaptıklarınızı görür.
    266- Hiç biriniz ister mi ki kendisinin hurmalık ve üzümlüklerden bir bahçesi olsun altında ırmaklar aksın içinde her türlü ürünü bulunsun da kendi üzerine de ihtiyarlık çökmüş ve elleri ermez güçleri yetmez küçük zayıf çocukları olsun. Derken ona ateşli bir bora isabet ediversin de o bahçe yanıversin. İşte Allah âyetlerini size böylece açıklıyor. Umulur ki düşünürsünüz.

    267- Ey iman edenler! İnfakı gerek kazandıklarınızın gerek sizin
    için yerden çıkardıklarımızın temizlerinden yapın. Kendinizin göz yummadan alıcısı olamıyacağınız fenasını vermeye yeltenmeyin. Biliniz ki Allah sadakalarınıza muhtaç değildir ve hamde layık olandır.
    268- Şeytan sizi fakirlikle korkutup çirkin çirkin şeylere teşvik eder. Allah da lütfundan ve bağışlamasından birtakım vaatlerde bulunuyor. Allah'ın lütfu geniştir. O herşeyi bilendir.
    269- Dilediğine hikmet verir hikmet verilene ise pek çok hayır verilmiş demektir. Ve bunu ancak üstün akıllılar anlar.
    270- Her ne çeşit nafaka verdinizse veya ne türlü bir adak adadınızsa Allah onu kesinlikle bilir. Ve zalimlere hiçbir şekilde yardım olunmayacaktır.
    271- Sadakaları açıkça verirseniz o ne iyi olur; yok eğer onları gizler de fakirlere öyle verirseniz bu sizin için daha hayırlıdır ve günahlarınızın birçoğunun bağışlanmasına sebep olur. Bilin ki Allah her ne yaparsanız hepsinden haberdardır.
    272- Onları yola getirmek senin boynuna borç değildir ancak Allah dilediğini yola getirir. Yaptığınız her iyilik sırf kendiniz içindir. Siz yalnızca Allah rızasını gözetmenin dışında infak etmezsiniz. İyilik cinsinden ne infak ederseniz o size aynen ödenir. Size hiçbir şekilde haksızlık yapılmaz.
    273- Sadakalarınızı kendilerini Allah yoluna adamış olan fakirlere veriniz. Onlar yeryüzünde gezip dolaşmaya güç yetiremezler. Utangaç olduklarından dolayı bilmeyenler onları zengin sanırlar. Oysa sen onları yüzlerinden tanırsın. Yüzsüzlük yapıp kimseden birşey de isteyemezler. Ne türden bir iyilik yaparsanız şüphe yok ki Allah onu bilir.
    274- Mallarını gece ve gündüz gizlice ve açıkça infak edenler yok mu işte onların Rableri katında ecir ve mükafatları vardır. Ve onlara herhangi bir korku yoktur onlar hiçbir zaman mahzun da olmazlar.










    Ömrümüz Rüzgarlar Altında Savrulan Bir Yaprak ne Kadar Geç Kalsakta Sonumuz Yine Kara Toprak





  9. #24
    B U R D A Y I M Mahsun - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2009
    Bulunduğu yer
    Almanya
    Mesajlar
    9.498
    Konular
    2572
    Teşekkür
    76
    Aldığı Teşekkürler: 104
    Rep Puanı
    256937

    Standart

    275- Riba (faiz) yiyen kimseler şeytan çarpan kimse nasıl kalkarsa ancak öyle kalkarlar. Bu ceza onlara "alışveriş de faiz gibidir" demeleri yüzündendir. Oysa Allah alışverişi helal faizi de haram kılmıştır. Bundan böyle her kim Rabbinden kendisine gelen bir öğüt üzerine faizciliğe son verirse geçmişte olanlar kendisine ve hakkındaki hüküm de Allah'a kalmıştır. Her kim de yeniden faize dönerse işte onlar cehennem ehlidirler ve orada süresiz kalacaklardır.
    276- Allah faizi mahveder oysa sadakaları bereketlendirir. Allah günahta ve inkârda direnen hiç kimseyi sevmez.

    277- İman edip iyi işler yapan namazı dosdoğru kılıp zekatı verenlerin Rabbleri katında elbette mükafatları vardır. Onlara hiçbir korku olmadığı gibi onlar mahzun da olmazlar.
    278- Ey iman edenler! Allah'tan korkun ve artık faizin peşini bırakın eğer gerçekten müminler iseniz.
    279- Eğer böyle yapmazsanız o zaman Allah ve Resulü tarafından size savaş açılmış olduğunu bilin. Eğer tevbe ederseniz sermayeleriniz sizindir. Haksızlık etmezsiniz haksızlığa da uğramazsınız.
    280- Eğer borçlu darlık içindeyse ona ödeme kolaylığına kadar bir süre tanıyın. Ve bu gibi borçlulara alacağınızı bağışlayıp sadaka etmeniz eğer bilirseniz sizin için daha hayırlıdır.
    281- Öyle bir günden korkunuz ki o gün Allah'a döndürüleceksiniz. Sonra da herkese kazancı tamamıyla ödenecek ve hiç kimse haksızlığa uğramayacaktır.
    282- Ey iman edenler! Belli bir vade ile karşılıklı borç alış verişinde bulunduğunuz vakit onu yazın. Hem aranızda doğruluğuyla tanınmış yazı bilen biri yazsın. Yazı bilen biri Allah'ın kendisine öğrettiği gibi yazmaktan kaçınmasın da yazsın. Bir de hak kendi üzerinde olan adam söyleyip yazdırsın ve herbiri yazarken Rabbi olan Allah'dan korksun da haktan birşey eksiltmesin. Şayet borçlu bir bunak veya küçük bir çocuk veya söyleyip yazdıramıyacak durumda biri ise velisi doğrusunu söyleyip yazdırsın. Erkeklerinizden hazırda olan iki kişiyi şahit de yapın. Şayet iki tane erkek hazırda yoksa o zaman doğruluğuna güvendiğiniz şahitlerden bir erkekle iki kadın ki birisi unutunca öbürü hatırlatsın şahitler de çağırıldıklarında kaçınmasınlar; siz yazanlar da az olmuş çok olmuş onu vadesine kadar yazmaktan usanmayın. Bu Allah katında adalete daha uygun olduğu gibi; hem şahitlik için daha sağlam hem şüpheye düşmemeniz için daha elverişlidir. Meğer ki aranızda hemen devredeceğiniz bir ticaret olsun o zaman bunu yazmamanızda sizin için bir sakınca yoktur. Alım satım yaptığınız vakit de yine şahit tutun. Ayrıca ne yazan ne de şahitlik eden bir zarar görmesin. Eğer onlara zarar verirseniz o işte mutlaka size dokunacak bir günah olur. Üstelik Allah'dan korkun. Allah size ayrıntılarıyla öğretiyor ve Allah her şeyi bilir.
    283- Şayet siz sefer üzere olur bir kâtip de bulamazsanız o vakit alınmış bir rehin belge yerine geçer. Yok eğer birbirinize güveniyorsanız kendisine güvenilen adam Rabbi olan Allah'dan korksun da üzerindeki emaneti ödesin. Bir de şahitliğinizi inkâr edip gizlemeyin onu kim inkâr ederse mutlaka onun kalbi vebal içindedir. Her ne yaparsanız Allah onu bilir.
    284- Göklerde ne var yerde ne varsa hepsi Allah'ındır. Siz içinizdekileri açığa vursanız da gizli tutsanız da Allah onunla sizi hesaba çeker. Sonra dilediğini bağışlar dilediğine de azab eder. Allah her şeye kadirdir.
    285- Peygamber Rabbi'nden kendisine ne indirildiyse ona iman etti. Müminlerin de hepsi Allah'a meleklerine kitaplarına ve peygamberlerine iman ettiler. "Biz Allah'ın peygamberleri arasında ayırım yapmayız duyduk ve itaat ettik. Ey Rabbimiz bağışlamanı dileriz dönüş ancak sanadır." dediler.
    286- Allah hiç kimseye gücünün yeteceğinden başka yük yüklemez. Herkesin kazandığı hayır kendisine yaptığı kötülüğün zararı yine kendisinedir. Ey Rabbimiz eğer unuttuk ya da yanıldıysak bizi tutup sorguya çekme! Ey Rabbimiz bize bizden öncekilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme! Ey Rabbimiz bize gücümüzün yetmeyeceği yükü de yükleme! Bağışla bizi mağfiret et bizi rahmet et bize! Sensin bizim Mevlamız kâfir kavimlere karşı yardım et bize.










    Ömrümüz Rüzgarlar Altında Savrulan Bir Yaprak ne Kadar Geç Kalsakta Sonumuz Yine Kara Toprak





  10. #25
    B U R D A Y I M Mahsun - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2009
    Bulunduğu yer
    Almanya
    Mesajlar
    9.498
    Konular
    2572
    Teşekkür
    76
    Aldığı Teşekkürler: 104
    Rep Puanı
    256937

    Standart

    003-AL-İ İMRAN


    1- Elif Lâm Mîm
    2- Allah kendisinden b
    aşka tanrı olmayan hayy ve kayyûmdur.
    3-4- O sana kendisinden öncekileri tasdik edip doğrulayan bu kitabı hak ile indirdi. Daha önce insanlara hidayet olarak Tevrat'ı ve İncil'i de yine O indirmişti.. Evet bu Furkan'ı da O indirdi. Gerçek şu ki Allah'ın âyetlerini inkâr edenler için çetin bir azap vardır. Allah çok güçlüdür intikamını alır.
    5- Şu da kesindir ki ne yerde ne de gökte hiçbir şey Allah'a gizli kalmaz.
    6- Sizi rahimlerde dilediği gibi şekillendiren O'dur. Kendisinden b
    aşka tanrı olmayan şan şeref ve hikmet sahibi olan O'dur.
    7- Sana bu kitabı indiren O'dur. Bunun âyetlerinden bir kısmı muhkemdir ki bu âyetler kitabın anası (aslı) demektir. Diğer bir kısmı da müteşabih âyetlerdir. Kalblerinde kaypaklık olanlar sırf fitne çıkarmak için bir de kendi keyflerine göre te'vil yapmak için onun müteşabih olanlarının peşine düşerler. Halbuki onun te'vilini Allah'dan b
    aşka kimse bilmez. İlimde uzman olanlar "Biz buna inandık hepsi Rabbimiz katındandır." derler. Üstün akıllılardan başkası da derin düşünmez.
    8- Ey Rabbimiz! Bize ihsan ettiğin hidayetten sonra kalblerimizi haktan saptırma bize kendi katından rahmet ihsan eyle! Şüphesiz ki Sen bol ihsan sahibisin.
    9- Ey Rabbimiz! Muhakkak ki Sen geleceğinde hiç şüphe olmayan bir günde bütün insanları bir araya toplayacaksın. Muhakkak ki Allah hiç sözünden caymaz.
    10- Gerçek şu ki kâfirlere Allah'tan gelecek bir zararı ne malları ne de evlatları engelleyemez. İşte onlar o ateşin yakıtı olacaklar.
    11- Gidişatları Firavun soyunun ve daha öncekilerin gidişatı gibidir. Onlar âyetlerimizi yalan saymışlardı. Bunun üzerine Allah da onları işledikleri günahlar yüzünden yakalayıp alaşağı etti. Allah cezası çetin olandır.
    12- O inkârcı kâfirlere de ki siz mutlaka yenilgiye uğrayacak ve toplanıp cehenneme doldurulacaksınız. Orası ne fena bir döşektir.
    13- Hiç şüphesiz karşı karşıya gelen iki toplulukta size bir âyet bir işaret ve ibret vardır. Onlardan biri Allah yolunda savaşıyordu öbürü de kâfirdi ve karşılarındakini göz kararıyla kendilerinin iki katı görüyorlardı. Allah da gönderdiği yardımla dilediğini destekliyordu. Gören gözleri olanlar için elbette bunda apaçık bir ibret vardır.
    14- İnsanlara kadınlar oğullar yüklerle altın ve gümüş yığınları salma atlar davarlar ekinler kabilinden aşırı sevgiyle bağlanılan şeyler çok süslü gösterilmiştir. Halbuki bunlar dünya hayatının geçici faydalarını sağlayan şeylerdir. Oysa varılacak yerin (ebedî hayatın) bütün güzellikleri Allah katındadır.
    15- De ki size o istediklerinizden daha hayırlısını haber vereyim mi? Korunan kullar için Rablerinin yanında cennetler var ki altlarından ırmaklar akar içlerinde ebedî kalmak üzere onlara hem tertemiz eşler var hem de Allah'dan bir rıza vardır. Allah o kulları görür.
    16- Onlar ki "Ey Rabbimiz! Biz inandık iman getirdik artık bizim suçlarımızı bağışla ve bizi ateş azabından koru!" derler.
    Konu Mahsun tarafından (21-10-2010 Saat 07:00 PM ) değiştirilmiştir.










    Ömrümüz Rüzgarlar Altında Savrulan Bir Yaprak ne Kadar Geç Kalsakta Sonumuz Yine Kara Toprak





  11. #26
    B U R D A Y I M Mahsun - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2009
    Bulunduğu yer
    Almanya
    Mesajlar
    9.498
    Konular
    2572
    Teşekkür
    76
    Aldığı Teşekkürler: 104
    Rep Puanı
    256937

    Standart

    17- O sabredenleri o doğruluktan şaşmayanları o elpençe divan duranları o nafaka verenleri ve seher vakitlerinde o istiğfar edip yalvaranları (görür).
    18- Allah şehadet eyledi şu gerçeğe ki b
    aşka tanrı yok ancak O vardır. Bütün melekler ve ilim uluları da dosdoğru olarak buna şahittir ki başka tanrı yok ancak O aziz O hakîm vardır.
    19- Doğrusu Allah katında din İslâm'dır; o kitap verilenlerin anlaşmazlıkları ise sırf kendilerine ilim geldikten sonra aralarındaki t
    aşkınlık ve ihtirastan dolayıdır. Her kim Allah'ın âyetlerini inkâr ederse iyi bilsin ki Allah hesabı çabuk görendir.
    20- Buna karşı seninle münakayaşa kalkışırlarsa de ki: "Ben bana uyanlarla birlikte kendi özümü Allah'a teslim etmişimdir". Kendilerine kitap verilenlere ve (kitap verilmeyen) ümmîlere de ki: "Siz de İslâm'ı kabul ettiniz mi?" Eğer İslâm'a girerlerse hidayete ermiş olurlar. Eğer yüz çevirirlerse sana düşen şey ancak tebliğ etmektir. Allah kulları görendir.

    21- Allah'ın âyetlerini inkâr edenler ve haksız yere peygamberleri öldürenler insanlar içinde adaleti emredenlerin canına kıyanlar yok mu? Bunları acıklı bir azapla müjdele!
    22- İşte bunlar öyle kimselerdir ki dünyada da ahirette de bütün yaptıkları boşa gitmiştir. Onların hiçbir yardımcıları da olmayacaktır.
    23- Görmüyor musun o kendilerine kitaptan bir nasip verilmiş olanlar aralarında hüküm vermek için Allah'ın kitabına davet olunuyorlar da sonra içlerinden bir kısmı yüz çevirerek dönüp gidiyorlar.
    24- Bunun sebebi onların "belli günlerden b
    aşka bize asla ateş azabı dokunmaz" demeleridir. Uydurageldikleri yalanlar dinlerinde kendilerini aldatmaktadır.
    25- O geleceğinde hiç şüphe olmayan günde kendilerini bir araya topladığımız ve hiç kimseye haksızlık edilmeden herkese ne kazandıysa tamamen ödendiği vakit halleri nasıl olacaktır?
    26- De ki: "Ey mülkün sahibi Allah'ım! Sen mülkü dilediğine verirsin dilediğinden de onu çeker alırsın dilediğini aziz edersin dilediğini zelil edersin. Hayır Senin elindedir. Muhakkak ki Sen her şeye kâdirsin.
    27- Geceyi gündüzün içine sokarsın gündüzü gecenin içine sokarsın; ölüden diri çıkarırsın diriden ölü çıkarırsın. Dilediğine de hesapsız rızık verirsin.
    28- Müminler müminleri bırakıp da kâfirleri dost edinmesin ve onu her kim yaparsa Allah'dan ilişiği kesilmiş olur ancak onlardan bir korunma yapmanız b
    aşkadır. Bununla beraber Allah sizi kendisinden korunmanız hususunda uyarır. Nihâyet gidiş Allah'adır.
    29- De ki göğüslerinizdekini gizleseniz de açığa vursanız da Allah onu bilir. Göklerde ne var yerde ne varsa hepsini bilir. Hiç şüphesiz Allah her şeye kadirdir.
    30- O gün her nefis ne hayır işlemişse ne kötülük yapmışsa onları önünde hazır bulur. Yaptığı kötülüklerle kendi arasında uzak bir mesafe bulunsun ister. Allah size asıl kendisinden çekinmenizi emreder. Şüphesiz ki Allah kullarını çok esirger.
    31- De ki siz gerçekten Allah'ı seviyorsanız bana uyun ki Allah da sizi sevsin ve suçlarınızı bağışlasın. Çünkü Allah çok esirgeyici ve bağışlayıcıdır.
    32- De ki Allah'a ve Peygamber'e itaat edin! Eğer aksine giderlerse şüphe yok ki Allah kâfirleri sevmez.
    33- Gerçekten Allah Adem'i Nuh'u İbrahim soyunu ve İmran soyunu âlemler üzerine seçkin kıldı.
    34- Bir zürriyet olarak birbirinden gelmişlerdir. Allah her şeyi işitendir bilendir.
    35- İmran'ın karısı: "Rabbim karnımdakini tam hür olarak sana adadım benden kabul buyur şüphesiz sen işitensin bilensin." demişti.










    Ömrümüz Rüzgarlar Altında Savrulan Bir Yaprak ne Kadar Geç Kalsakta Sonumuz Yine Kara Toprak





  12. #27
    B U R D A Y I M Mahsun - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2009
    Bulunduğu yer
    Almanya
    Mesajlar
    9.498
    Konular
    2572
    Teşekkür
    76
    Aldığı Teşekkürler: 104
    Rep Puanı
    256937

    Standart

    36- Onu doğurunca -Allah onun ne doğurduğunu bilip dururken- şöyle dedi: "Rabbim onu kız doğurdum; erkek kız gibi değildir. Ona Meryem adını verdim. Onu ve soyunu koğulmuş şeytanın şerrinden sana ısmarlıyorum".
    37- Bunun üzerine Rabbi onu güzel bir şekilde kabul buyurdu ve onu güzel bir bitki gibi yetiştirdi ve Zekeriyya'nın himayesine verdi. Zekeriyya ne zaman kızın bulunduğu mihraba girse onun yanında yeni bir yiyecek bulurdu. "Meryem! Bu sana nereden geldi?" deyince o da: "Bu Allah katındandır." derdi. Şüphesiz Allah dilediğine hesapsız rızık verir.
    38- Orada Zekeriyya Rabbine dua etti: "Rabbim! Bana katından hayırlı bir nesil ver. Şüphesiz sen duayı hakkıyle işitensin" dedi.
    39- Zekeriyya mabedde namaz kılarken melekler ona: "Allah sana Allah'dan bir kelimeyi doğrulayıcı efendi nefsine hakim ve iyilerden bir peygamber olarak Yahya'yı müjdeler." diye ünlediler.
    40- Zekeriyya: "Ey Rabbim benim nasıl oğlum olabilir? Bana ihtiyarlık gelip çattı karım ise kısırdır." dedi. Allah: "Öyledir fakat Allah dilediğini yapar." buyurdu.
    41- Zekeriyya: "Rabbim! (oğlum olacağına dair) bana bir alâmet ver" dedi. Allah da buyurdu ki: "Senin için alâmet insanlara üç gün işaretten başk
    a söz söyleyememendir. Ayrıca Rabbini çok an sabah akşam tesbih et".
    42 - Hani melekler: "Ey Meryem! Allah seni seçti seni tertemiz yarattı ve seni dünya kadınlarına üstün kıldı.
    43- Ey Meryem! Rabbine divan dur ve secdeye kapan ve rüku' edenlerle beraber rüku' et" demişlerdi.
    44- İşte bu sana vahyettiğimiz gayb haberlerindendir. (Yoksa) "Meryem'i kim himayesine alıp koruyacak?" diye kalemlerini (kur'a için) atarlarken sen yanlarında değildin. (Bu hususta) Tartışırlarken de yanlarında bulunmadın.
    45- Melekler şöyle demişti: "Ey Meryem! Allah sana kendisinden bir kelimeyi müjdeliyor ki adı Meryem oğlu İsa Mesih'dir; dünyada da ahirette de itibarlı aynı zamanda Allah'a çok yakınlardandır.
    46- Beşikte de yetişkin çağında da insanlarla konuşacak ve iyilerden olacaktır.
    47- (Meryem): "Ey Rabbim bana bir beşer dokunmamışken benim nasıl çocuğum olur?" dedi. Allah: "Öyle ama Allah dilediğini yaratır bir şeyin olmasını dilediğinde ona sadece 'ol!' der o da hemen oluverir." dedi.
    48- Allah ona kitab (okuma ve yazmay)ı hikmeti ve Tevrat ile İncil'i öğretir.
    49- Allah onu İsrailoğullarına (şöyle diyecek) bir peygamber olarak gönderir: "Şüphesiz ki ben size Rabbinizden bir âyet (mucize belge) getirdim: Size kuş biçiminde çamurdan birşey yaparım da içine üflerim Allah'ın izniyle o kuş olur; anadan doğma körü ve alacalıyı iyileştiririm ve Allah'ın izniyle ölüleri diriltirim. Evlerinizde ne yiyor ve neleri biriktiriyorsanız size haber veririm".
    50- "Önümdeki Tevrat'ı doğrulayıcı olarak ve size haram kılınan bazı şeyleri helal kılmak için (geldim) ve Rabbiniz tarafından size bir mucize getirdim. Artık Allah'tan korkun da bana uyun".











    Ömrümüz Rüzgarlar Altında Savrulan Bir Yaprak ne Kadar Geç Kalsakta Sonumuz Yine Kara Toprak





  13. #28
    B U R D A Y I M Mahsun - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2009
    Bulunduğu yer
    Almanya
    Mesajlar
    9.498
    Konular
    2572
    Teşekkür
    76
    Aldığı Teşekkürler: 104
    Rep Puanı
    256937

    Standart

    51- "Şüphesiz Allah benim de Rabbim sizin de Rabbinizdir. Onun için hep O'na kulluk edin! İşte bu doğru yoldur".
    52- İsa onların inkârlarını hissedince: "Allah yolunda yardımcılarım kim?" dedi. Havariler: "Allah yolunda yardımcılar biziz. Allah'a iman ettik. Şahit ol ki biz muhakkak müslümanlarız." dediler.
    53- Ey Rabbimiz senin indirdiğine iman ettik o peygambere de uyduk. Artık bizi şahidlerle beraber yaz.
    54- Onlar hileye başvurdular Allah da onların tuzağını boşa çıkardı. Allah hileleri boşa çıkaranların en hayırlısıdır.
    55- O zaman Allah şöyle dedi: "Ey İsa şüphesiz ki seni öldüreceğim seni kendime yükselteceğim ve seni inkârcılardan temizleyeceğim. Hem sana uyanları kıyamete kadar o küfredenlerin üstünde tutacağım. Sonra dönüşünüz banadır ayrılığa düştüğünüz hususlarda aranızda hükmedeceğim".
    56- "İnkâr edenlere gelince onlara dünyada da ahirette de şiddetli bir şekilde azab edeceğim onların hiçbir yardımcıları da olmayacaktır".
    57- "İman edip iyi işler yapanlara gelince Allah onların mükafatlarını tastamam verecektir. Allah zalimleri sevmez".
    58- İşte bu sana okuduğumuz âyetlerden ve hikmetli Kur'ân'dandır.
    59- Doğrusu Allah katında İsa'nın (yaratılışındaki) durumu Âdem'in durumu gibidir; onu topraktan yarattı sonra ona "ol!" dedi o da oluverdi.
    60- Bu hak (gerçek) senin rabbindendir o halde şüphecilerden olma.
    61- Sana (gerekli) bilgi geldikten sonra artık kim bu konuda seninle tartışacak olursa de ki: "Gelin oğullarımızı ve oğullarınızı kadınlarımızı ve kadınlarınızı kendimizi ve kendinizi çağıralım sonra da lanetleşelim; Allah'ın lanetinin yalancılara olmasını dileyelim".
    62- İşte (İsa hakkında söylenen) gerçek kıssa budur. Allah'tan b
    aşka hiçbir tanrı yoktur. Muhakkak ki Allah çok güçlüdür ve hikmet sahibidir.
    63- Eğer (haktan) yüz çevirirlerse şüphesiz ki Allah bozguncuları çok iyi bilendir.
    64- De ki: Ey kitap ehli! Sizinle bizim aramızda ortak olan bir söze geliniz. Allah'tan b
    aşkasına kulluk etmeyelim O'na hiçbir şeyi eş tutmayalım ve Allah'ı bırakıp da kimimiz kimimizi ilâhlaştırmasın. Eğer onlar yine yüz çevirirlerse deyin ki: "Şahit olun biz müslümanlarız".
    65- Ey Kitap ehli! İbrahim hakkında niçin tartışıyorsunuz? Oysa Tevrat da İncil de ondan sonra indirilmiştir. Siz hiç düşünmüyor musunuz?
    66- İşte siz böylesiniz. Haydi biraz bilginiz olan şey hakkında tartıştınız ya hiç bilginiz olmayan şey hakkında niçin tartışıyorsunuz? Allah bilir siz bilmezsiniz.
    67- İbrahim ne yahudi ne de hıristiyandı; fakat o Allah'ı bir tanıyan dosdoğru bir müslümandı müşriklerden de değildi.
    68- Doğrusu onların İbrahim'e en yakın olanı ona uyanlar şu Peygamber ve iman edenlerdir. Allah da müminlerin dostudur.











    Ömrümüz Rüzgarlar Altında Savrulan Bir Yaprak ne Kadar Geç Kalsakta Sonumuz Yine Kara Toprak





  14. #29
    B U R D A Y I M Mahsun - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2009
    Bulunduğu yer
    Almanya
    Mesajlar
    9.498
    Konular
    2572
    Teşekkür
    76
    Aldığı Teşekkürler: 104
    Rep Puanı
    256937

    Standart

    69- Kitap ehlinden bir grup sizi saptırmak istediler halbuki sırf kendilerini saptırıyorlar da farkına varmıyorlar.
    70- Ey kitap ehli! (gerçeği) gördüğünüz halde niçin Allah'ın âyetlerini inkâr ediyorsunuz?
    71- Ey kitap ehli! Niçin hakkı batıla karıştırıyor ve bile bile gerçeği gizliyorsunuz?
    72- Kitap ehlinden bir grup: "Müminlere indirilene günün başlangıcında inanın sonunda da inkâr edin belki onlar da dönerler." dedi.
    73- "Ve kendi dininize uyanlardan b
    aşkasına inanmayın" (dediler). De ki: "Şüphesiz doğru yol Allah'ın yoludur". (Onlar kendi aralarında): "Size verilenin benzerinin hiçbir kimseye verilmiş olduğuna yahut Rabbinizin huzurunda sizin aleyhinize deliller getireceklerine" (de inanmayın dediler). De ki: "Lütuf Allah'ın elindedir onu dilediğine verir. Allah rahmeti bol olan her şeyi hakkıyla bilendir".
    74- Rahmetini dilediğine tahsis eder. Allah büyük lütuf ve kerem sahibidir.
    75- Kitap ehlinden öylesi vardır ki ona yüklerle mal emanet etsen onu sana eksiksiz iade eder. Fakat öylesi de vardır ki ona bir dinar emanet etsen tepesine dikilip durmadıkça onu sana iade etmez. Bu da onların "Ümmîlere karşı yaptıklarımızdan bize vebal yoktur." demelerinden dolayıdır. Ve onlar bile bile Allah'a karşı yalan söylerler.
    76- Hayır kim sözünü yerine getirir ve kötülüklerden korunursa şüphesiz Allah da korunanları sever.
    77- Allah'a verdikleri sözü ve yeminlerini az bir paraya satanlar var ya işte onların ahirette bir payı yoktur; Allah kıyamet günü onlarla hiç konuşmayacak onlara bakmayacak ve onları temizlemeyecektir. Onlar için acı bir azab vardır.
    78- Kitap ehlinden öyle bir güruh da vardır ki siz onu kitaptan sanasınız diye dillerini kitaba doğru eğip bükerler. Halbuki o kitaptan değildir. "Bu Allah katındandır." derler; oysa o Allah katından değildir. Allah'a karşı kendileri bilip dururken yalan söylerler.
    79- İnsanlardan hiçbir kimseye Allah kendisine kitap hüküm ve peygamberlik verdikten sonra kalkıp insanlara: "Allah'ı bırakıp bana kul olun." demesi yakışmaz. Fakat onun: "Öğrettiğiniz ve okuduğunuz kitap gereğince Rabb'e halis kullar olun" (demesi uygundur).
    80- Ve O size: "Melekleri ve peygamberleri tanrılar edinin." diye de emretmez. Siz müslüman olduktan sonra size hiç inkârı emreder mi?
    81- Allah peygamberlerden şöyle söz almıştı: "Andolsun ki size kitab ve hikmet verdim sonra yanınızda bulunan (kitaplar)ı doğrulayıcı bir peygamber geldiğinde ona muhakkak inanacak ve ona yardım edeceksiniz! Bunu kabul ettiniz mi? Ve bu hususta ağır ahdimi üzerinize aldınız mı?" demişti. Onlar: "Kabul ettik" dediler. (Allah da) dedi ki: "Öyleyse şahit olun ben de sizinle beraber şahit olanlardanım".
    82- Artık bundan sonra her kim dönerse işte onlar yoldan çıkmışların ta kendileridir.
    83- Onlar Allah'ın dininden b
    aşkasını mı arıyorlar? Halbuki göklerde ve yerde ne varsa hepsi ister istemez O'na boyun eğmiştir ve O'na döndürülüp götürüleceklerdir.
    84- De ki: "Allah'a bize indirilen (Kur'ân)e İbrahim'e İsmail'e İshak'a Yakub'a ve torunlarına indirilene Musa'ya İsa'ya ve peygamberlere Rablerinden verilenlere inandık. Onların arasında hiçbir fark gözetmeyiz biz O'na teslim olmuşlarız".
    85- Kim İslâm'dan b
    aşka bir din ararsa ondan asla kabul edilmeyecek ve o ahirette de zarar edenlerden olacaktır.
    86- İnandıktan Peygamber'in hak olduğuna şehadet ettikten ve kendilerine açık deliller geldikten sonra inkâra sapan bir milleti Allah nasıl doğru yola eriştirir? Allah zalimler güruhunu doğru yola iletmez.











    Ömrümüz Rüzgarlar Altında Savrulan Bir Yaprak ne Kadar Geç Kalsakta Sonumuz Yine Kara Toprak





  15. #30
    B U R D A Y I M Mahsun - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2009
    Bulunduğu yer
    Almanya
    Mesajlar
    9.498
    Konular
    2572
    Teşekkür
    76
    Aldığı Teşekkürler: 104
    Rep Puanı
    256937

    Standart

    87- İşte onların cezaları Allah'ın meleklerin insanların hepsinin laneti onların üzerlerindedir.
    88- Onlar bu (lanetin) içinde ebedî kalacaklardır. Kendilerinden ne bu azab hafifletilir ne de yüzlerine bakılır.
    89- Ancak bundan sonra tevbe edip kendini düzeltenler b
    aşka. Şüphesiz ki Allah çok bağışlayan ve çok esirgeyendir.
    90- Şüphesiz imanlarının arkasından küfreden sonra da küfrünü artırmış olanların tevbeleri asla kabul olunmaz. İşte onlar sapıkların ta kendileridir.
    91- Muhakkak ki inkâr edenler ve kâfir oldukları halde de ölenler yeryüzü dolusu altın fidye verseler bile hiç birisinden asla kabul edilmeyecektir. İşte dayanılmaz azab onlar içindir. Onların hiçbir yardımcıları da yoktur.
    92- Sevdiğiniz şeylerden (Allah yolunda) harcamadıkça gerçek iyiliğe asla erişemezsiniz. Her ne harcarsanız Allah onu hakkıyla bilir.
    93- Tevrat indirilmeden önce İsrail (Yakub)in kendisine haram kıldığı dışında yiyeceklerin hepsi İsrailoğullarına helal idi. De ki: "Eğer doğrulardan iseniz haydi Tevrat'ı getirip okuyun".
    94- Kim bundan sonra Allah'a karşı yalan uydurursa işte onlar zalimlerin ta kendileridir.
    95- De ki: "Allah doğru söylemiştir. Öyle ise dosdoğru Allah'ı birleyici olarak İbrahim'in dinine uyun. O müşriklerden değildi".
    96- Şüphesiz insanlar için kurulan ilk mabed Mekke'deki çok mübarek ve bütün âlemlere hidayet kaynağı olan Beyt (Kabe)dir.
    97- Onda apaçık deliller İbrahim'in makamı vardır. Oraya giren güvene erer. Ona bir yol bulabilenlerin Beyt'i haccetmesi Allah'ın insanlar üzerinde bir hakkıdır. Kim inkâr ederse şüphesiz Allah bütün âlemlerden müstağni (kimseye muhtaç değil her şey ona muhtaç)dir.
    98- De ki: "Ey kitap ehli! Allah yaptıklarınızı görüp dururken niçin Allah'ın âyetlerini inkâr ediyorsunuz?"
    99- De ki: "Ey kitap ehli! Gerçeği görüp bildiğiniz hâlde niçin Allah'ın yolunu eğri göstermeye yeltenerek müminleri Allah'ın yolundan çevirmeye kalkışıyorsunuz? Allah yaptıklarınızdan habersiz değildir".
    100- Ey iman edenler! Kendilerine kitap verilenlerden herhangi bir gruba uyarsanız imanınızdan sonra sizi döndürüp kâfir yaparlar.











    Ömrümüz Rüzgarlar Altında Savrulan Bir Yaprak ne Kadar Geç Kalsakta Sonumuz Yine Kara Toprak





Toplam 11 Sayfadan 2. Sayfa BirinciBirinci 1234 ... SonuncuSonuncu

Konu Bilgisi

Users Browsing this Thread

Şu anda 1 üyemiz bu konuya göz atıyor. (0 kayıtlı üye ve 1 misafir.)

Bu Konu İçin Taglar

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •